sadece şu an olduğumuz insan değiliz, olma ihtimalimiz olan bütün ben'leri de içimizde taşıyoruz her an. doğmuş ve doğmamış bütün ben'lerimizin toplamı aslında gerçek ''ben''. depresyon, kaygı, erteleme gibi isim verdiğimiz şeyler, aslında kendimizin yasını tutma biçimlerimiz. doğmak istemiş ama doğamamış her ben'imizin yasını tutuyoruz. olmak istemiş ama olamamış her potansiyelimizin.
yeryüzü eril, yeraltı ve yerin görünmeyen derinlikleri dişildir. gündüz eril, gece dişildir. beden eril, ruh ya da psişe dişildir. bilim eril, edebiyat, felsefe, ezoterik ilimler dişildir. bakmak eril, görmek dişildir. sözcük eril, anlam dişildir. doğa, dişildir. hem kendi doğamız hem de bizi çevreleyen doğa dişildir. dişilin gücü erile göre daha sessiz, daha gizlidir.
herkes yaratıcılıkla, bir başka deyişle olma arzusuyla doğmuştur ve bu yaratıcı enerji asla yok olmaz, zarar görmez; yaratıcı enerji, biteviye kendisini gerçekleştirmek üzere uğraşır. mesele, bu yaratıcı enerjinin ya da yaratıcı potansiyelin yaratıcı eyleme dönüştürülebilmesidir.
kendimizi kendimizden yaratabildiğimiz, yani içimizdeki tanrısal özü, bir diğer deyişle çocuğu gerçekleştirebildiğimiz ölçüde mutlu ve sağlıklıyız jung ve winnicott'a göre.