Dün gece rüyamda seni gördüm. Olup biteni ayrıntısıyla hatırlamıyorum; tek hatırladığım, sürekli birbirimizin yerini alıyorduk; ben sen oluyordum sen de ben. Sonunda sen bir şekilde alev aldın, bense ateşin bezlerle söndürüleceğini hatırladım, eski bir etek aldım ve sana onunla vurmaya başladım. Fakat sonra dönüşümler tekrar başladı ve öyle bir noktaya vardı ki; artık orada sen yoktun, yanan bendim ve etekle vuran da bendim. Ama vurmak bir işe yaramadı; yalnızca, bu tür şeylerin ateşe karşı hiçbir faydasının olmayacağı yolundaki eski korkumu doğruladı. Fakat bu arada itfaiye gelmişti ve sen bir şekilde kurtarılmıştın. Ama eskisinden farklıydın, hayalet gibi, karanlığa [...] tebeşirle çizilmiş gibi ve cansız ya da belki yalnızca kurtarılmanın sevincinden gücün tükenmiş bir halde kollarımın arasına yığılıverdin. Fakat dönüşebilirlik tehlikesi burada da devam ediyordu, belki de birisinin kollarına yığılan bendim.