Sadece yaşamak istediğim şeyleri düşünmeye başladım; neşe, sağlık, mutluluk gibi şeyleri. Kendimi her sabah uyandığımda sahip olduğum şeylere şükretmeye zorladım. Hoş bir genç kızdım ben. Gözlerim görüyordu. Kulaklarım duyuyordu. Radyoda çok hoş bir müzik vardı. Okuyacak zamanım vardı. Ailem vardı. Dostlarım vardı.
Schopenhauer'in söylediği gibi, “Hep sahip olamadıklarımızın farkında oluruz, sahip olduklarımızı gözümüz görmez.”
İşte dünyadaki en büyük trajedi budur.