İslâm, kendisinde asla "kadercilik" taşımaz; tam aksine İslâm, insana yeryüzünde Allah'ın iradesini hüküm sürdürme sorumluluğu vererek onu yüceltir.İslâm insana, daha sonra sûfilerin diyecekleri gibi, kendi şahsî çıkarı için değil de, sırf tek olan Allah'ın rızasını kazanmak için hareket eden "insan-ı kâmil" olma görevini yükler.
En yüce mertebesine varmış tasavvufî düşüncenin insanı eylemden alıkoymadığını, aksine bu eyleme anlam kazandırdığının doğruluğunu ispat etmiştir Emir.