Delikanlı, babasının gözlerinde de bu dünyayı dolaşma isteğinin bulunduğunu gördü. Her gece uyumak, yemek ve içmek için hep aynı yerde kalarak yıllarca kurtulmaya çalışmış olmasına karşın, hâlâ canlı kalan bir istekti bu.
Göl bir süre sessiz kalmış. Sonra şöyle konuşmuş:
“Narkissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç farketmemiştim ben. Narkissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum.”
Bana öyle geliyor ki, birçok güçlü insanların içinde garip, olağan bir gereksinim var; ille karşılarında boyun eğecekleri bir şey ya da bir kişi bulmak isterler. Güçlü bir insan, bazen kendi gücünü taşımakta zorluk çeker.
Birçok insanların mantığa dayanarak çıkardıkları bir sonuç bazen çok şiddetli bir duyguya dönüşür. Hem de insanın varlığını saran bir duyguya. Ondan sonra artık bu duyguyu söküp atmak ya da değiştirmek çok zor olur. Böyle bir insanı kapıldığı tutkudan kurtarmak için, söz konusu duyguyu değiştirmek gerekir. Bu da ancak o duygunun yerine, aynı derecede şiddetli bir başka duygu bulup yerine koymakla olabilir. Bu her zaman çetin bir şeydir, hatta bazı durumlarda olanaksızdır.