Elveda Demeden Önce, sadece bir roman değil; insanın içinde yıllarca taşıdığı yarım kalmış cümlelerin, söylenemeyen sözlerin ve kaçırılmış fırsatların hikâyesi. Kitabı okurken zaman zaman karakterleri değil, kendi hayatımı düşündüm. Çünkü hepimizin içinde keşke dediği bir an, yeniden konuşmak istediği bir insan ya da yarım kalmış bir vedası vardır.
Toshikazu Kawaguchi sade bir dille çok güçlü duygular anlatmayı başarıyor. Kitabın en sevdiğim yanı da buydu. Gösterişli cümleler kurmadan insanın kalbine dokunuyor. Her hikâyede farklı bir hayatla karşılaşsak da ortak nokta aynı: İnsan bazen geçmişi değiştirmek istemez, sadece içindeki yükü hafifletmek ister.
Kitap bana, bazı insanların hayatımızdan gitse bile bıraktıkları izlerin kolay silinmediğini hatırlattı. Geçmişe dönme şansımız olmasa da, bazı duygularla yüzleşmenin insanı özgürleştirebileceğini gösterdi.
Yavaş ilerleyen ama hissettirdikleri uzun süre akılda kalan bir kitaptı. Son sayfayı kapattığımda içimde hafif bir hüzün ve garip bir huzur kaldı.
Son söz:
“Bazen bir insana veda etmekten daha zor olan şey, ona söyleyemediklerinle yaşamaktır. Elveda Demeden Önce, tam da bu sessiz yükün hikâyesi.”
Bir mavi kişisel tercihlerinizle,arabalar hakkındaki fikrinizle,evinizle, sporla yani iş dışında hiçbir şeyle ilgilenmez.Oraya çalışmak için gelmiştir.Nokta
Kitabı okurken beni en çok etkileyen nokta, karakterlerin birbirlerini sevmelerine rağmen iletişim kurmakta zorlanmaları oldu. Aytmatov, insanların bazen en yakın oldukları kişilere bile yabancılaşabileceğini başarılı bir şekilde gösteriyor. Eserdeki “Kızıl Elma” motifi ise ulaşılmak istenen idealin ve mutluluğun sembolü olarak yorumlanabilir.Genel olarak Kızıl Elma, yalnızlık, sevgi ve insanın kendini arayışı üzerine düşündüren etkileyici bir romandır. Aytmatov’un güçlü gözlem yeteneği ve akıcı anlatımı sayesinde eser, okurda kalıcı izler bırakmayı başarır.
Kızıl ElmaCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 20215,4bin okunma
Carpe diem... Anı yaşamak hakkında
Ölü Ozanlar Derneği kitabı benim konfor kitaplarımdan birisi. Bir kaç kez baştan sona okudum, filmini baştan sona izledim... Anlayacağınız benim için yeri apayrı bir kitap.
Üzerinde durmak istediğim bir kaç nokta var. İlki bu kitabı okuyan herkesin bildiği üzere
Carpe Diem.
Carpe Diem Türkçe'ye "Günü yakala" olarak geçiyor ve bence bizlerin sürekli olarak ya unuttuğu ya da es geçtiği bir şey.
Carpe Diem; hayatın hızla akıp gittiğini fark edip, sahip olduğumuz zamanı ertelemeden yaşamaktır.
Ben bu terimi ilk burada öğrendim ve beni oldukça etkiledi, bir hayat felsefesine dönüştü.
İkincisi ise kitap karakterlerinin "kusursuz" olmayışı beni çok etkiledi. Belki de bu yüzden kitap hepimizin içine bir dost gibi işledi, bizi sıcak kolları ile sardı.
Kitabı kapattığımda biraz sindirmem gerektiğini fark ettim. Öyle kolay kolay aşılacak bir kitap değil onu da baştan söyleyeyim.
Yıldızlar sizinle olsun güzel insanlar
İnsan, yaratılışı itibariyle eksiktir.
Kimi aklı ile bir başkasının duygusunu dengeler,
Kimi sabrı ile diğerinin öfkesine merhem olur,
Kimi duasıyla bir başkasının yarasına şifa verir.
Çünkü insan tek başına bir nokta,
Ama birlikteyken aşktan bir cümledir.
Ve en güzel manalar, ancak birbirini anlayan, muhabetle tamamlayan yüreklerde imanla yazılır.
___ /Güven Taşdemir