• Bu dünya böyle bir yer işte. Nereye baksan muamma. Bu dünyada sır var esrar var. Sırr-ı esrar var. Bu dünyanın sırrını çözen var çözmeyen var. Çözmeye kalkıp da altından kalkamayanlar, Ebu Cehil dağ olsa, aşıp da bir yamacın sırtında sendeleyenler var. Nice şifa dağıtıp kendine derman olamayan hekimler, içi dışı ayrı hilebazlar, ateşbazlar var. Kendini sarraf sanan kalpbazlar, elifi görse mertek sanır allâmeler var.

    Bu dünyanın ilmi garip. Her cümlenin bitişi, yarım mısralar, beli bükük virgüller, sırlı noktalar var. Teklif değil ısrar redifler, tekrirler, nidalar var. Açılan kitaplar kapanan defterler, döner dünya, bu dünyada rücu var...
  • Bülbülü Öldürmek merakla okumayı beklediğim bir kitaptı. Çok fazla önerildigi için de biraz öne çektim ve nihayet yorumlayabiliyorum.
    Bir çoğunuzun bildigi gibi konu ırkçılık ve aslında önyargı. Üzerine düşünülmesi gereken konular çünkü farklı boyutlarda da olsa günümüzde de yaşanan sorunlar.

    Olaylar küçük bir kız çocuğunun ağzından aktarılıyor. Böylece hem çocukluğun masum dünyasını görüyorsunuz hem de aile ilişkilerinin ve toplumsal yaşantının görüşlerimizi nasil şekillendirdiğini görüyoruz.

    Kitap 2 bölümden oluşuyor. İlk bölüm aslinda biraz da beklentimi karşılamadı diyebilirim fakat ikinci bölüm bu açığı kapattı. Olay örgüsü ve anlatılmak istenen noktalar oldukça etkileyiciydi.

    Sürekli "kız gibi" davranması beklenen küçük Scout, abisi ve o tüm özellikleriyle insanliga örnek olması gereken babasi Atticus bir insanlik dersi veriyor.
    Erdem sahibi, değerlerinden ödün vermeyen, tüm toplumsal baskılara rağmen boyun eğmeyen örnek kişilik Atticus.. Çok sevdim onu. Onun gibi insanlarin toplumda çoğalması dileğiyle..
  • Mükemmel bir kitap, hayata tutunmamız gerektiği noktalar ve ne için yaşamamız lazım çok güzel anlatıyor. Ayrıca bizler hep ileriye dönük planlarımız için yaşıyoruz ya aslında şu an için doğru yaparak mı ilerliyoruz çok güzel anlatıyor bunları..
  • Okuduğum ilk Murat Menteş kitabı olduğundan olsa gerek, dili bana fazla geldi. Her şey fazla geldi. Neredeyse her kelimeden sonra konan noktalar, süslü betimlemeler biraz aşırıya kaçmış gibiydi. Kitabın ortalarına dek beni çok fazla sardığını söyleyemem. Bölüm bölüm olması neyseki okumamı kolaylaştırdı. Kitabın sonlarına geldiğimde diline biraz alışmış, konuya dahil olabilmiştim fakat yine de çok beğendiğimi söyleyemem. Sanırım tarzıma pek uymayan bir kitaptı.
  • Çeyrek asırlık bir eğitimci, bir okul müdürü, kendi deneyimlerinden ve gözlemlerinden yola çıkarak sunduğu gözlemleri :
    1- Lise öğrencilerinin yüzde 80'i sigara içiyor.
    2- Okula devam etme durumu yerlerde sürünüyor. '30 gün gelmeyen kalır' deniyor. Ama her yıl af çıkarılıyor. Son 10 yılda her yıl af çıktı. Son sınıflar hiç okula gelmese bile af ile geçiyor.
    3- 8 dersi zayıf olan öğrenci bile ortalama ile sınıf geçiyor.
    4- Bir milyon öğretmeni sınava soksak 900 bini geçemez.
    5- Öğretmenler zerre kadar okumuyor.
    6- Büyük kent görmemiş öğretmenler var.
    7- Din öğretmenlerinin büyük bölümü Diyanet İşleri’nin pek de memnun kalmayacağı bir eğitim veriyor.
    8- Okullarda artık hiç deney yapılmıyor. Her şey kağıt üzerinde.
    9- Devletin verdiği kitaplar vallahi hemen çöpe atılıyor. Öğrencilerden yeni kitaplar isteniyor.
    10- Okullarda proje yapılmıyor. Her şey kopya.
    11- Okullarda aktarılan bilgilerin büyük bölümü eski. Geleceğe yararı yok.
    12- STEM sistemi okullara giremedi.
    13- Kodlamanın sadece lafı var. Yüzde 99 öğretmen 1 satır kod yazamaz.
    14- Bakan değişti ama 81 ilin, 2000 ilçenin MEB yöneticileri yüzde 99 aynı.
    15- Binlerce ücretli öğretmen ayda 600-1200 TL ile çalışıyor. Devlet asgari ücretin altında insan çalıştırıyor.
    16- Liseye gelip 4 işlemi bilmeyen, okuyamayan çocuklar var. Sebebi şu: İlk 8 yılda sınıfta kalma diye bir şeyin olmaması.
    17- Okullarda açılan destekleme ve yetiştirme kursları tamamen fiyasko. Bunlar kandırmaca. İptal edilmesi gerekiyor.
    18- Mesleki eğitim için ağlarsınız. Perişanlık. Bu kurumun başına bir çocuk doktorunu atadılar. Doktorluğunu bilmem ama bu konuyla ilgili hiçbir bilgisi ve fikri yok.
    19- Siz programlarınızda yüksek lisanslı, doktorları milli eğitimcilerden, yöneticilerden söz ediyorsunuz ama Milli eğitim teşkilatının üst yöneticilerinin çoğu hâlâ 2 yıllık yüksek okul mezunu. Lisans diplomaları bile yok.
    20- Akıllı tahtalar tahrip edildi. Çoğu bozuk. Bu proje devletin 10 milyar dolarını yuttu. İyi niyet suistimal edildi.
    21- 2 sene öncesine kadar okullara 70 TL internet (ADSL) parası geliyordu. Fiber optik sisteme geçilecek dediler. 2 yıldır ayda 2400 TL fatura geliyor. 53.700 okul var. Hesabı siz yapın. Bu masrafın karşılığını verecek kadar kullanılıyor mu?
    22- Pozitif bilimlere hiç kimse eğilmiyor. Eksikliğini hisseden de kalmadı.
    23- Okul idarecilerinin büyük bölümünde liyakat ve temsil sorunu var.
    24- Öğretmenler geçinemiyor. Maaşlar çok az.
    25- Yeni bakan bilim adamı. Ancak çevresinde onun kalibresine uygun kimse yok.
    26- FETÖ önemli ölçüde temizlenmiş olsa da, onun yerini almaya çalışanlar türedi."
    Bu anlatılanların gerçeğin ne kadarını yansıttığını tam olarak bilemem.
    Ama çok tecrübeli bir eğitimcinin dikkat çektiği noktalar arasından çıkardıklarım bunlar.
    Belki birilerinin ilgisini çeker.
    Fatih ALTAYLI
  • Bu dünyanın ilmi garip.
    Her cümlenin bitişi, yarım mısralar, beli bükük virgüller, sırlı noktalar var. Teklif değil ısrar redifler, tekrirler, nidalar var. Açılan kitaplar kapanan defterler, döner dünya, bu dünyada rücu var. 🕊
  • Çünkü kilit noktalar üzerinde bir kere hataya düşen bir lider, ileride de ikinci bir hata işleyebilir. Vatandaştan onu kabul etmesini, kendisine itimat beslemesini istemeye hakkı yoktur.