…bu sessizlik hayatımın her anını tüketiyormuş, irdelersem deliririm sandım ama sonra uyandım ve bize ne yaptıklarını görmeye başladım, eylemdeki dehayı gördüm, senden bir şey alıyorlar, yerini sessizlikle dolduruyorlar, sen de uyanık olduğun her an o sessizlikle karşı karşıya oluyorsun, yaşayamıyorsun, sen, sen olmaktan çıkıyorsun, bu sessizliğin karşısındaki bir şey oluyorsun, sessizliğin bitmesini bekleyen bir şey, dizlerinin üstüne çöküp yalvaran, sessizliğe gündüz gece fısıldayan, alınan şeyin geri verilmesini bekleyen bir şeysin sen ve anca o zaman devam edebilirsin hayatına, fakat bitmiyor bu sessizlik işte, istediğin şeyin günün birinde geri verilme olasılığını açık bırakıyorlar, sen de sindiğin yerde felç olup kalıyorsun, köreliyorsun eski bıçaklar misali fakat sessizlik bitmiyor çünkü güçlerinin kaynağı bu ve sessizliğin gizli anlamı da böyle işte.
Áine, tarih ne zaman çekip gitmeleri gerektiğini bilememiş insanların sessiz kaydıdır.
…
Tarih çekip gidememiş insanların sessiz bir kaydıdır, seçim şansı bulamamışların kaydıdır, gidecek yeriniz olmadığında veya gitmeye imkânınız elvermediğinde gidemezsiniz, çocuklarınız pasaport alamadığında gidemezsiniz, ayaklarınız toprakta kök saldığında ve onları oradan koparmanız mümkün olmadığında gidemezsiniz.
bir şeyin başka bir şey olduğunu söyler ve yeterince tekrar edersen o zaman onun öyle olması gerekir, tekrar tekrar söylersen de insanlar bunu hakikat bilir – eski bir fikirdir bu tabii, yeni bir şey sayılmaz ama sen de yaşadığın dönemde gerçekleşirken seyrediyorsun işte, kitaptan okumuyorsun.