yanakların avuçların ve dahi dizin topukların
şiirlerde daima pembe olarak zuhreder
x şeklindeki çarmıhın için sana elbiseler dikiyorum.
unutma sevgilim, cellatlar sağır ve dilsizdirler.
ah etolojinin bir ölüm dalı olma olasılığı
ah makām-ı mahmûd, ah müşahhastan mücerrete
meskûn mahal, meyyit şehir, meyyalsiz yurdum
şimdi ne desem ilkel olacak yine de sevi seniyorum.
Tövbeyle düzene girecek bir hayat umut ettim
Yanımdan kalkanlar yerinden oldular, budur derdim
Tek isteğim bir tefsirdi, tek ki huzur versin
Ben buna hayat derim, sense umut dersin
Unut dersin tüm bunları, artık unut gitsin
Buruk keşkelerle durup düşünmekse bütün hepsi
Hayatım bir ölünün anlam arayışıyla bütünleşsin
Çünkü ne zaman tövbe etsem tanrım, gülümsersin
Yükümü çeksin katırlarım, birkaç sene yükümü çeksin
Pişsin aşım, dönsün değirmen, tutunabilsin,
Hayat deyip hayat verdiklerim önünü görsün
Üstünü örtsün sevdiğinin, gönlünü etsin
Yönünü bulsun, önünü görsün, hatta bugünü bilsin
Beni her hatırladığında bir köpeğin yüzünü sevsin
Bu kadar ağır yükün altındayken yükümü çeksin,
Katırlarım, çünkü ne olursa olsun üzüleceksin
Bu doğru, dediler bu yanlış.
Şuna alkış yakışır buna kargış.
Bu komünist, Alevi, tarih ve sanat bu tanış, zamanla alışırsın.
Bunu hep söylediler, tarikat yurtlarında ve cemaat evlerinde.
Lanet olsun! lise de aldığım felsefe derslerinde bile