"Senden sadece kafesin kapısını açmanı istiyorum. Bırak üze rimden geçip gitsin, boynuzlarıyla beni delik deşik etsin. Buna hakkı var." Bayram "O kolay" demiş "Yaparım ama sonra ne olacak? Devlet ya bana hesap sorarsa?"
"Devlet böyle şeylerin hesabını sormaz korkma."
Dünya bazen yuvarlaktır bazen tepsi gibi düz. İnsan da bazen yuvarlaktır bazen tepsi gibi düz. Yuvarlak insanlar dağlardan, nehirlerden, ormanlardan, sokaklardan, binaların tepelerinden ve bodrumların diplerinden, asansörlerden ve salıncaklardan ve merdivenlerden, aralardan derelerden yuvarlanarak oradan oraya savrulurken ve birbirleriyle fü tursuzca sevişirken sevişirken sevişir ken çoğalarak ve daha da yu varlaşarak anlamsızlaştıkça, tepsi gibi düz olanların köşeleri bilenir. Köşeleri sivrilir. Köşeleri keskinleşir.
Dışarıya her çıktığımızda o sokaktan geçeceğiz ve o sokakta bir gergedanın bir adama tehditkar bir tonda "İnsanlar arasında başıboş bir gergedandan daha tehlikeli olan tek şey gergedanlar arasında yapayalnız bir adamdır" dediğini duyacağız. Ama duymazdan geleceğiz. Aleksandra hep öyle yapmış.
Deliğin bir kapağı yok, girip çıkmak serbest. Ama aklı başında kimse girmiyor içeri. Delinin delirttikleri akıyor delikten içeri. İçerdeki hayata dayanamayınca yine çıkıyorlar geri.