Her şey gelip geçiyor da, kendime olan yargılarım bitmiyor. Kafamdaki sesler senin yerine cezalandırıyor beni. En kötü kelimeleri sarf ediyorum kendime, tiksiniyorum. Su bile tatsız geliyor. Saçlarımı çekiyorum, tırnaklarımı avuçlarıma batırıyorum, kulaklığı takıp sesi sona açıyorum. Yetmiyor.
Elimle ağzımı kapatıyorum nefessiz kalana dek. Derimi çiziyorum, dişlerimi birbirine bastırıp çığlık atıyorum ki kendime olan öfkem dinsin. Ama olmuyor, geçmiyor. Deniyorum, bitmiyor.
Bağırıyorum herkese, herkesi kırıyorum. Kendime olan öfkem dışarıdan bakanların gözüne bir mazoşist gibi görünmemi sağlıyor. Yine de geçmiyor. Kendime merhametim sıfır, saygım sıfır, güvenim sıfır.
Seni defalarca affetmiş olmama rağmen kendimi affedemiyorum.
En kötüyü hak ediyorum. O yüzden git, bana iyi davranma.
İnsanlar hiç tatmin olmazlar. Ellerindeki azsa, daha fazlasını isterler. Ellerindeki çoksa, daha da çoğunu isterler. Daha da çoğunu elde ettiklerinde ise, keşke azla mutlu olabilseydik derler, ama bu yönde küçücük bir çaba bile harcayamazlar.