Birileri yalan söyledi mi hoşuma gider benim! Bütün öteki canlılara karşı insanın tek üstünlüğüdür yalan söylemek. Yalan söyleyerek gerçeğe ulaşırsın! Yalan söylüyorum, öyleyse insanım!
Öncesinde on dört kez, belki yüz on dört kez yalan söylemeden hiçbir gerçeğe ulaşılamamıştır. Gurur duyulacak bir şeydir bu! Oysa kendi aklımızla yalan bile söyleyemiyoruz biz! Bir yalan söyle bana, ama kendi yalanın olsun, alnından öpeyim seni. Kendi yalanını söylemek, başkasının gerçeğini söylemekten çok daha iyidir. Kendi yalanını söylediğinde bir insansın sen, ama başkasının gerçeğini yinelediğinde yalnızca bir papağan...
Doğru değil mi söylediğim! Öyle değil mi?
Düşüncelere dalmıştı Raskolnikov. Elinde olmadan haykırdı birden: "Ya yanılmıyorsam, ya gerçekte aşağılık değilse insanoğlu, genelde yani, tümü, bütün insanlık soyu demek istiyorum... geri kalan her şey ön yargıdan başka bir şey değilse, abartılmış birer korkuysa, hiçbir sınırlama yoksa ki öyle olması da gerekir!
- "İnsanların üzerinde sahiden kötü bir etkiniz mi olur, Lord Henry?" dedi. "Basil'in dediği kadar kötü?"
- "İyi etki diye bir şey yoktur, Bay Gray. Bütün etkiler ahlâk dışıdır... bilimsel açından ahlâk dışı."
- "Niçin?"
- "Çünkü birini etki altında bırakmak ona kendi ruhunu aşılamaktır. O artık kendi doğuştan düşünceleriyle düşünmez ya da kendi doğuştan tutkularıyla yanmaz olur. Erdemleri kendine özgü değildir. Günahları ödünç alınmadır. Başkasının türküsünün yankısı olur, kendisi için yazılmamış bir oyunun oyuncusu olur."