"hiç bir sahne kurup," dedin, bir thomas kinkade evini boyarken, "kendini onun içine yerleştirdiğin oldu mu? hiç bu manzaranın içinde kendinden daha uzağa ve derinlere giderken kendi ardından seyre daldığın oldu mu?"
"neden boyama, neden şimdi?" diye sorduğumda, safir renkli kalemi bırakıp yarısı boyanmış bir bahçeye rüyadaymışsın gibi baktın. "bir süre bunun içinde uzaklara gidiyorum," dedin, "ama her şeyi hissediyorum. hâlâ burada, bu odadaymışım gibi."
yazıyorum, çünkü bana bir cümleye asla çünkü ile başlamamamı söylediler. ama ben bir cümle kurmaya değil, özgürleşmeye çalışıyordum. çünkü özgürlük, avcıyla avı arasındaki mesafeden başka bir şey değilmiş.