bağışlama. kısmen bağımsız bir parça olarak değerlendirilebilecek "sonsuza kadar mutlu yaşadılar" klişesini bir kenara bırakacak olursak, hikayenin bir değil üç olası sonu vardır.
üç olası son şunlardır:
intikam. trajedi. bağışlama.
shakespeare'in intikama ve trajediye dair bilmediği hiçbir şey yoktu.
dünya, neşe yahut umutsuzluktan ya da tek bir kadının talihinden ya da tek bir adamın kaybından bağımsız olarak yoluna devam eder. bizler başkalarının hayatını bilemeyiz. yönetebildiğimiz ayrıntıların ötesinde kendi hayatlarımızı da bilemeyiz. bizi sonsuza dek değiştiren olaylar, bunların başımıza geleceğinden haberimiz olmadığında başımıza gelir. diğerlerinin tıpkısı gibi görünen an, kalplerin kırıldığı ya da onarıldığı andır. zaman tam bir kesintisizlik içinde akar ve elbette, masa saatlerinin dışında taşkınlık yaptığı muhakkaktır. bir ömrü değiştirmek için pek az zamana ihtiyaç vardır ama değişimi anlamak bir ömür sürer.
ve böylece hikaye her bir taşına, ışıltısına varıncaya kadar ortalığa saçıldı ve tıpkı zamanın bir elmasın içerisinde muha faza edildiği biçimde, ışığın her bir taşta muhafaza edildiği biçimde muhafaza edildi. ve taşlar konuşurdu ve sessiz kalanlar, bir hikaye anlatmak üzere ağızlarını açar ve hikaye günün birinde taşı kırmak üzere taşa nakşolurdu. ne olmuşsa olmuştu.
ama.
geçmiş, fırlatıldığında infilak eden bir el bombasıydı.