Televizyon insanların yaralarına pansuman yapar. Elektrik icad olalı beri geceler uzamıştır ve evin sessizliği, uzayan gecelerde yaralarımızı kanatır. Ev sessiz olmamalıdır. Renkli ve albenili bir dünyada yaşadığımız yanılsamasına muhtacız. Televizyon evlerimizin sessizliğini, renksizliğini, ölgünlüğünü giderir. Bizi sözü olmayan, renksiz, ölü insanlar olduğumuz gerçeğinden kurtarır.
Devleti de tıpkı bir zamanlar babamıza yaptığımız gibi idealize eder, hatta onunla özdeşleşmek isteriz. Bir yandan da onun tarafından cezalandırılmaktan, iğdiş edilmekten korkarız.
Çağdaş insan, tabiatı, kendisinden yararlandığı ama kendisine karşı Ayrıca sorumlu da olduğu bir eş gibi değil bir fahişe gibi görmektedir: kendisine karşı hiçbir yükümlülük ve sorumluluk duygusu beslenmeyen bir fahişe.