Bir toplumda haksızlık, zulüm, ezme ezilme ilişkileri mevcutsa ve bu kötülüklerle kurumsal olarak mücadele edil miyorsa, din kurumu da sadistçe veya mazoşistçe yeniden üretilen ve meşrulaştırılan bu dünyaya haklılık kazandıracak şekilde kullanılabilir.
Nasıl cehenneme gitme korkusu ahlâklı bir davranışın duygusal zemini olamazsa, bir toplum da yıkılma korkusuyla özgürlüğünden vazgeçtiğinde ahlâklı olamaz.
Dindar bilinç, kendi kendine diyor ki; "günah işlesem, ahlaken yanlış olanı yapsam bile dini vecibelerimi yerine getirdiğim sürece, tövbe edersem, Allah beni affedebilir."
Büyüklerin kendilerinde bir ihtiyaç olduğunu saptadıkları inanma ihtiyaçları yok ki çocukların.
O inanma ihtiyacı eğer ortaya çıkarsa, kendilerine uygun inanışı arayıp bulmakta da çocuklar özgür bırakılmalıdır.