Bir borsacının yetişmesi tıp eğitimine benzer. Doktor adayının uzun yıllar boyunca çalışarak anatomi, fizyoloji, farmakoloji gibi birçok konuyu öğrenmesi gerekir. Önce işin teorisini kavrar, ondan sonra da hayatını işin uygulamasına adar. Her tür patolojik olguyu gözlemleyerek bunları sınıflandırır. Tanı koymasını öğrenir. Eğer tanıları doğru koyarsa -bu da gözlemlerinin eksiksiz olması ile mümkün olur ancak- tedavide de başarılı olacaktır. Ancak her zaman insanın yanılabileceğini ve beklenmedik bazı olayların bunu etkileyebileceğini aklında tutmak zorundadır. Sonra yavaş yavaş deneyim edinir, yalnızca doğru şeyleri yapmasını değil, bunları zamanında yapmasını da öğrenir, öyle ki doktor olmayan insanlar onun bazı içgüdülerini izleyerek hareket ettiğine inanmaya başlar. Oysa doktor bunu otomatik olarak yapmaz. Uzun yıllar boyunca aynı hastalıkla defalarca karşılaştığı ve tanı koyduğu için deneyimlerine dayanarak en uygun tedavi biçimi neyse onu seçer. Bilgilerinizi, yani kitaplardan öğrendiğiniz şeyleri başkalarına aktarabilirsiniz ama deneyiminizi aktaramazsınız. Bir yatırımcı ne yapması gerektiğini çok iyi bilebilir, ama bu bildiğini zamanında uygulamadığı sürece zarar etmekten kurtulamayacaktır.