Tarık Buğra bu romanında Kütahya Eskişehir Savaşı'ndan sonrasını yani Sakarya Savaşı'ndan Cumhuriyeti'in kuruluşunu ve sonrasını anlatmaktadır. Kahramanları birinci, ikinci ve üçüncü tipler olmak üzere üç kategoride ele alınması gerektiği kanısındayım. Birinci tipler Millî Mücadele' ye destek veren ve destek vermeyen halk, ikinci tipler Millî Mücadele' de ön plana çıkan Mustafa Kemal Atatürk, Hüseyin Avni,Mehmet Akif, Hasan Basri,Ali Fuat paşa ve daha niceleri. Üçüncü tipler saltanat yanlısı ve Rus yanlısı olan tiplerdir.
Yıkılmış olan bir imparatorluktan yepyeni bir devletin kurulmasının depdebeli sancılı dönemleri en ince ayrıntısına kadar kaleme alınmıştır.
Cehaletin bir insanın sonunu hazırlayabileceği gibi bir devletin bir ülkenin bir imparatorluğun sonunu da getirebileceğini sezdiriyor.
Ben bu romanı en çok adından ötürü okumak istemiştim ve bunu Firavun'la bağdaştırdım. Yazarımız ülkeyi yıkmak isteyenleri Firavun imgesi ile ele alıyor. Bana göre onlar; Zile isyanına sebep olan ve aynı zamanda Rus ajanı olan Ali Yusuf diğeri ise saltanat yanlısı olan Sadi Bey ve aynı zamanda o zamanlarda Akdeniz olarak adlandırılan Ege Bölgesinde gözü olan dış devletlerdir.
Peki neden Firavun?
Hz. Musa'ya vahiy geldikten sonra kardeşi Harun ve Firavun' u hak dinine davet eder. Fakat Firavun bunu kabul etmemekle birlikte İsrailoğulları'na işkence etmeye devam eder. İsrailoğulları bunun üzerine Hz. Musa'nın tarafına geçer. Bir gece Hz. Musa ve ona inananlar Kızıldeniz' doğru ilerlerken Musa as. elindeki asa ile denizi ikiye böler. Ve karşıya geçerler. O sırada peşlerinde olan Firavun suyun altında kalır bundan kurtulmak için kendisini iman etmiş gibi gösterir ancak kurtulamaz.
Buna değinmemin sebebi şudur; Ali Yusuf kendisini Milli Mücadele yanlısı gibi gösterip içte
Mizaç kimi iyi, kimi kötü, iyilerin çoğu bozulup yenilmeye elverişli, kötülerin ise pek azı terbiyeye ve dizgine gelebilir. Geri kalanları vahşi,barbar, boyuna "ben "diyen" ille ben" diyen" benden sonra tufan "diyen içgüdülerin hesaplanması zor ortalaması idi.
Bütün mesele mizaçları anlayabilmekte. Bunu yaptınız mı umulmadık davranış kalmaz, üç aşağı, beş yukarı bütün neticeleri kestirebilirsiniz; ihanet ihanet olmaktan çıkar, aldanış diye bir şey kalmaz ve ancak seçilen işbirliklerden söz edilebilir.