Dönemin İngiltere’sini eleştiren Woolf, kadın ve erkeklerin eğitim aldığı koşullar, kadın yazarların serbest bir şekilde edebi yazı üretme özgürlüğünden mahrum bırakılması ve cinsiyetçi yaklaşımların diplomalar üzerindeki etkisi gibi toplumsal sorunlara vurgu yaparak içinde bulunduğu çağa ve akışa meydan okumaya çalışmıştır. Gerek bilinçaltı gerekse bilinç düzeyindeki fikirleri ile İngiltere’nin ataerkil düzenine ve ülkede hüküm sürmekte olan genelleştirilmiş normlara ve algıya karşı açık ve cüretkâr bir şekilde karşı çıkmıştır. Kadınların toplumda ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmesinin dramatik sonuçlarından birini de “Kendine Ait Bir Oda” eserinde kadın bir yazar olarak kütüphaneye alınmadığını belirttiği satırlarında ortaya koymuştur. Kadın o dönemde ancak yanında eşlik eden erkek bir meslektaşı olduğunda kütüphaneye girebilmektedir. Bu kadınlar açısından onur kırıcı bir durumdu ve kesinlikle kabul edilmemiştir. Kadınların toplum hayatında tehlikeli bir varlık olarak görülüp kendini geliştirmesi açısından bir çok imkandan mahrum edilişleri anlatılmaktadır. Eser deneme türünde yazılmıştır. Deneme türünü okumayı sevmeyenler için sıkıcı gelebilir.