Nuran Temur

Nuran Temur
Öğretmen
Lisans
İstanbul
149 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·104 syf.··
2025 5. kitabı
Yoksulluk İçimizde dokuz hikâye ve hikâyelerin içerisine yerleştirilen altı levhadan oluşur. Eserde yer yer Ataullah İskenderî gibi mutasavvıf şahsiyetlerin eserlerinden ve sözlerinden alıntılarla okuyucuya ayrı bir kapı aralanır. Her ne kadar hikâyeler ayrı ayrı olsa da kendi içinde bir bütün olarak tek hikâye olarak okunabilir; böylece hikâye aslında bir büyük tek hikâyeden oluşur. Tek bir hikâyeyi okuyarak anlam çıkarmak zordur. Bir bütün olarak hikâye kitabı okunduğunda anlam kazanır. Kutlu dini mistik bir yazardır ve bu düşüncelerini eserine alenen yansıtmıştır. Kutlu’nun hikâye kahramanlarına seçtiği isimler de iki farklı dünyayı çağrıştırır niteliktedir.Geleneğe yaslanan Süheyla karakteri saf ve temizliği, kalbi önemseyen, ahireti de düşünen birisidir. Yeni ve modern bir isim olan Engin ise, özünde iyi olsa da hep bir hırs içerisindedir. Onun hedefi zengin olmak, daha iyi şartlarda yaşamaktır. Yoksul bir çocukluk dönemi geçiren Engin için tek hedef, dünya nimetleri daha doğrusu zenginliktir. Süheyla ise Engin’e göre her geçen gün modernleşme, diğer bir ifadeyle zenginleşmeyle beraber insanı moraldeğerlerinden uzaklaştıran hayata karşı bu dünya ile ahiret arasında bir denge kurmaya çalışır. Yoksulluk İçimizde hikâyesinin konusu çok karmaşık, anlaşılması ve çözülmesi zor, okuyucuyu şaşırtan bir kurguya sahip değildir. Olay, Süheyla ve Engin arasında yaşanan ilişki sonlandıktan sonra Süheyla’nın çizgisini değiştirmesi üzerine kuruludur. Maddenin insanı mutlu edeceğini düşünen ve bu yolu tercih eden Engin ile daha sonra İslami bir hayat çizgisi seçen Süheyla aslında “madde ile mana” arasında sıkışıp kalan gençliği temsil etmektedirler. Hikâye kahramanların iç dünyalarında yaşadıkları gelgitler, bocalamalar, zaman zaman geriye dönüşler yazar tarafından iyi bir
Hayat ve İnsan
Yoksulluk İçimizdeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202112,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·160 syf.··
2025 4. kitabı
Dönemin İngiltere’sini eleştiren Woolf, kadın ve erkeklerin eğitim aldığı koşullar, kadın yazarların serbest bir şekilde edebi yazı üretme özgürlüğünden mahrum bırakılması ve cinsiyetçi yaklaşımların diplomalar üzerindeki etkisi gibi toplumsal sorunlara vurgu yaparak içinde bulunduğu çağa ve akışa meydan okumaya çalışmıştır. Gerek bilinçaltı gerekse bilinç düzeyindeki fikirleri ile İngiltere’nin ataerkil düzenine ve ülkede hüküm sürmekte olan genelleştirilmiş normlara ve algıya karşı açık ve cüretkâr bir şekilde karşı çıkmıştır. Kadınların toplumda ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmesinin dramatik sonuçlarından birini de “Kendine Ait Bir Oda” eserinde kadın bir yazar olarak kütüphaneye alınmadığını belirttiği satırlarında ortaya koymuştur. Kadın o dönemde ancak yanında eşlik eden erkek bir meslektaşı olduğunda kütüphaneye girebilmektedir. Bu kadınlar açısından onur kırıcı bir durumdu ve kesinlikle kabul edilmemiştir. Kadınların toplum hayatında tehlikeli bir varlık olarak görülüp kendini geliştirmesi açısından bir çok imkandan mahrum edilişleri anlatılmaktadır. Eser deneme türünde yazılmıştır. Deneme türünü okumayı sevmeyenler için sıkıcı gelebilir.
Düşünce
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İndigo Kitap · 201748,3bin okunma
Puan vermedi·265 syf.··
2025 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 21:17
Bir edebiyat öğretmeni olarak kendisini ilk olarak Divan Edebiyatı için hazırlamış olduğu sözlükle tanıdım. Daha sonra Divan Edebiyatı üzerine yapmış olduğu gazel incelemeleri ile kalemini sevmeye başladım. Daha önce okuduğum romanlarını çok beğenmiştim. İki Darbe Arasında adlı eseri, yazdığı romanlarından farklı bir tarzda yazılmıştır. Eser anı türünde olup roman tadı veren bir anlatımla yazılmıştır. Bu eserini okumadan önce kendisinin bir subay olduğunu bilmiyordum. Eser darbe sürecinden daha çok İskender Pala'nın subay iken edebiyat öğretmenliği yaptığında karşılaşmış olduğu zorlukları anlatmaktadır. Sadece bununla kalmayıp o dönemin toplumunda sağ ve sol taraftarı olan düşüncelerin birbirleriyle olan anlaşmazlıklarına da aslında değinmek istemiştir. Kendisinin herhangi bir ideolojik görüşü olmamasına rağmen bir dar kalıba sığdırılmış ve sonralarda gittiği her karargahta ona karşı fikirler yumuşamıştır. Eşinin kapalı oluşundan ötürü kendisi bir çok suçlamaya maruz kalmıştır ve bu da her seferinde kariyerine bir engel teşkil etmiştir. Eser 12 Eylül 1980 darbesinden hemen sonra başlayan 28 Şubat 1997' de ordudan ihraç edilmesine kadar olan sürecin sancılı dönemini kurumların kendisine bakış açısı ve tutumları ile anlatmıştır. Eser de sevmediğim kısım akademik incelemeler yapıp doktorasını tamamlayıp ve layık olduğu unvanı alıp görevine o şekilde başlamak isteyen başarılı bir öğretmenin isminin tuvalet kapısına doktor unvanı yazılarak tuvalet temizliği görevinin kendisine verilmesi oldu. Okurken sıkılmadığım bir yapıt oldu.
2024 Okuma Raporları
İki Darbe Arasındaİskender Pala · Kapı Yayınları · 20185,5bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2024 19. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2024 19:51
Hikaye, birinci tekil şahıs ağzından anlatılır. Öykünün başında bir ressam yeni yapacağı bir tablo üzerinde düşünmektedir; fakat fırçayı eline almasını sağlayan konu çok çetindir. Hikayenin bu bölümünde ressam, ona resim yapma ilhamını veren konuyu okuyucusuyla paylaşmaya başlar. Bu sırada çocukluğuna dönüş yapar ve köyünde “Düyşenin Okulu” diye anılan okuldan bahseder. Bundan sonra hali hazıra dönen ressam, köylerinde yetişmiş olan Altınay Süleymanovna’nın köye gelişini anlatır. Bayan Süleymanovna, üniversitede öğretim üyesi aynı zamanda bilimler akademisi üyesidir. Yıllar sonra köyünü ilk kez ziyaret etmektedir. Ressam, kadının hüzünlendiğini fark eder, onunla bir müddet konuşur ancak kadın fazla bir şey söylemeden oradan ayrılır. Daha sonra ressama yazdığı bir mektupla bütün hikayesini kendi ağzından okuyucuya anlatır. Hikayenin bu kısmından sonra artık anlatıcı Altınay’dır. Duyşen, genç, idealist ve tam bir Lenin hayranı olan bir gençtir.Bu hikaye aslında Aytmatov’un daha sonra kaleme alacağı pek çok roman ve hikayesinden farklı bir yapıya sahiptir: Aytmatov, diğer eserlerinde rejime inanan ona bel bağlayan insanların hüsrana uğramalarını dile getirir. Elveda Gülsarı’nın Tanabay’ı gençliğinde rejime hizmet etmiş, yaşlandığında ise elleri boş kalmış bir insandır. Gün Olur Asra Bedel’in Abutalib’i rejimin yüzlerce kurbanından biridir. Bunlar bir kenara bırakılsa bile; Aytmatov’un kendi babası, rejime inanıp onun için canla başla çalıştığı halde idam edilmiştir. Ama bu hikayede Duyşen doğru bildiği yolda ömrünün sonuna kadar çalışır ve hikayede onun pişman olduğuna dair bir bilgi de yoktur. Duyşen, bu tarafıyla Aytmatov’un diğer kahramanlardan farklı bir tavır sergiler. Duyşen, görev yaptığı köyde çocukların okutulması için mücadele etmiştir. Ancak halk
Öğretmen DuyşenCengiz Aytmatov · Da Yayınları · 200210,7bin okunma
Puan vermedi·196 syf.··
2024 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2024 00:57
Kelime anlamı "Bataklık Ülkesi" olan Suomi'nin yani günümüz adıyla Finlandiya'nın geçmişte fakirlik, esaret, bilgisizliğe karşı mücadelesini anlatmaktadır. Eser sadece bununla da yetinmeyip diğer ülkelerde de ön plana çıkan bilim adamları hakkında bilgiler vermektedir. Mustafa Kemal Atatürk bu eserin okullarda okutulmasını istemekte ve aynı zamanda askeri okullarda müfredata dahil olmasını emretmektedir. Mustafa Kemal Atatürk, Finlandiya’da yapılanların, aynı koşullardaki Türkiye’de yapılanlara çok benzediğini görmüş ve çok heyecanlanmış. Turgut Özakman" Cumhuriyet" adlı eserinde Atatürk’ün bu kitabı okuduğunda çoktan devrimleri yaşama geçirdiğinden bahsediyor. Bu kitabı okuduktan sonra Atatürk heyecanlanmış olmalı ki buradaki mücadeleden etkilenmiş ve geliştirdiği birçok projede bunlardan yararlanmış. Beyaz Zambak, Batı ülkelerinde saflık, tevazu,çile ve bereketi simgelemektedir.Finlandiya'nın geçmişine bakılırsa kitabın neden bu isim ile yazıldığı açıkça ön plana çıkar. Açlık ve sefalete karşı genç, çocuk ve yaşlı demeden hepsi yaşama karşı hep zorlu bir mücadele vermektedir. Kitapta halkın eğitilerek kültürel açıdan geliştirilmesi, taze güçlerin çalışma hayatına dâhil edilmesi ve toplumun eğitimli kesimlerinin halkın bilinçlenmesine hizmet için seferber edilmesi gerektiği üzerinde duruluyor. Köylülerin yani kırsal kesim insanların yadırganmaması gerektiği, ülkenin kalkınmasına en çok onların ön planda olduğunu sezdiriyor. Bunu M.Kemal Atatürk 'te: " Köylü şehirlinin efendisidir." sözü ile bunu beyan etmiştir. Kitapta hem gerçek hem kurgu kişiler ele alınmıştır Finlandiya'nın asıl yükselmesinde ön plana çıkan Snelman, filozof, gazeteci ve yazardır. Yazdıkları ile elit kesimi baskı altına alıp daha çok eğitimi ön plana çıkarmaya ve halkını öğrenmeye ve
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · İndigo Kitap · 2020124,9bin okunma