zrrn

zrrn
@nrrz
AYNE NAYNEN
inceldiği yerdeyim, henüz kopmadı yüreklerimiz, zaten biraz da yüreksiziz. korkuların emrinde, uykulara savaş açmak en iyi bildiğimiz iş. bitmiş cümlelerin sonuna nokta koymayı reddedişimiz ve imla hatalarıyla anlamını yitiren upuzun bir paragrafla kalakaldık biz. kalabileceğimiz en kötü yerin bir tık ötesi. birlikte kaldığımız en güzel yerlerin kilometrelerce gerisi. iç savaşlarımıza beyaz bayrak çekemedik, ben senin cephende senden kurşunlar yedim, bak hala ilk günkü gibi diriyim. sen kendi içinde kendini düşman bildin, ben iki tarafa da aşık olmanın talihsizliğiyle olan biteni izledim.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
youtu.be/...g?list=RD-wJ... "bilsen ne çok şeydin sen" dedi şarkı. bu şarkılar ne kadar haklılar diye düşündüm tekrar. ne çok şeydin sen belki söyleyemedim belki hissettiremedim belki ben bile farkında değildim. açılan boşluklar, yaşanamayan hayaller, birlikte gülünen her şey yeni bilenmiş bıçak gibi kaçamıyorum. o kadar yoruldum ki bunun için ağladım. o kadar çok şey kesik atıyor ki içime bunun için çok kanadım. geriye dönüp baktığımda çok güzel hislerin kalıntıları el sallıyor bana bunun için de son derece pişmanım. beni alıp kocaman bir çınarın dalına asıyorlar. üstelik bunu dakikada 60 kere yapıyorlar. insanlar yeni şeylere başlıyor. baştan seviyor ve çok da güzel seviliyorlar. sen bi ağacın dalında bunları izledin mi hiç? keşke kör olsaydım diye oturup ağladığım zamanlar oldu. keşke biraz kendi yoluna devam etmek istese içim, istemiyor. keşke binalar yıkılsa üstüme bunu tüm içtenliğimle istiyorum. ne olsa dokunacak şu saatten sonra çok açık. çok açık ve bi o kadar acı. çok yaralar kapanacak içimde ve açılacak. senin ruhun duymayacak. senin ruhun akıp yolunu bulacak ne mutlu. biten şeylerle bitmesi gerekenler arasında dünyalar kadar fark var. hepsi benim sırtıma yük. bu kadar mı bitmez biten bi şey diye delirmek üzereyim. bu güçsüzlük mizacıma ters, bu güçsüzlük nasıl bi güçsüzlük sen söyle. bu kabullenemeyiş senin hayatının ne kadar görünmezinde? bilsen ne çok şeydin sen, bilmedin. bu yazıklık bizi öldürüyor. daha çok beni. çünkü seni gömüyor geçmişe bu yazıklık. bize çok yazık oluyor görüyor musun? beni o ağaca assınlar ve öleyim artık. beni tam alnımın ortasından vursunlar ve somut şekilde delinsin alnım, herkes görsün nasıl ölünür. şarkı devam ediyor "..yok ah kalbim yok, sevgiler çok insafsız yarını yok.."
Müzik
Gibisi Fazla
Akrebin ağırlığına aldırmadan, ona dokunmaktan asla vazgeçmeyen saniye gibi, izi bile olmayan yaranın acısını, her seferinde aynı yerde sızlatır gibi, her göz dalışında, boşluklara yüzünün her santimini kazımış gibi, yürürken bastığın yerleri yerim yurdum saymış gibi, bi türlü ulaşamadığım kalbinin ritmi benim her gece ninnim olmuş gibi unutamadım, gibisi fazla.
başını dayayıp buz gibi duvara ya da yastığa ya da ne bileyim bi omuza, gerçekten ağlamadın mı? sigarandaki kül de mi düşmedi sen boşluğa daldığında? boşluğa daldın mı? dalman gerekirdi. kafamı dik tutamıyorum. söylesene gerçekten her şey normal mi sende? bu yağmurlar da mı tesadüf? sanmam. susmak benim silahımdı sen bana neden 120 saat ateş ettin? ya söylesene yutkunurken hiç mi bi şey batmadı boğazına? ben seni böyle duygusuz, böyle buz gibi bilmezdim. sen kırılan tırnağıma içi giden adam, o kadar mı küstü göz pınarların bana? bi robot sevseydim böyle kendini parçalamıştı, sende bi çizik bile yok. bu kadar duvarı ne ara ördün bana? seni böyle yabancılaştıran nedir bilmiyorum ama beni sorarsan bunların hepsini yaşadım. robot değildim ama kendimi parçaladım. yüz bin milyon parçayla dağıldım. sonrası zaten ölüm.
Bak bu yaraları bir bir açtılar ve sonra unuttular. onlar sağlam. birinin içindeki yara başka birini ne kadar etkileyebilir? senin içindekiler beni etkilemişti. senin içini alıp kendi içimde misafir etmiştim. istemedin. seni o kadar sevdim ki şarkılar yazdım bulduğum gölgelere. aydınlığı sevmezsin bilirim. kararttım kendimi ama faydası olmadı. unutmuşum gibi yaptım. sevmemiş gibi ve aslında artık seni hiç istemiyormuşum gibi. çünkü başka çaresi olmayan insanların en iyi bildiği şeydir mış gibi yapmak. inanmıyorsan sor. beni istemiyorsun ve bu, damarlarımı patlatıyor. gerçekten umursamaz mıyım? gerçekten mi? soru sormuyorum. görmediğine inanamıyorum. beni görmedin. ben sana kahvaltıda kalbimi sunardım. dışardan göründüğüm gibi değilim. hiçbirimiz değiliz. güçlüyüm evet ama kalabalıkta. hepimiz böyleyiz. ben sana bütün tek başınalığımla gelmiştim. beni dinledin ama nasıl? bak bu yaraları tek tek açtılar ve gittiler. gitmek kahramanlıkmış gibi, bizim için en iyisi olduğuna karar verdiler sanki hadleriymiş gibi. geçmiş zamanım şimdikine ateş ediyor. düşündüğüm tek şey bileklerin ve şakaklarımdan vuruluyorum. hiç haberin yok di mi hala? bak hala bileklerinden öpüyorum.