Bütün kötülüklerin başı Allahu Teâlâ’yı unutmaktır. Allahu Teâlâ’yı hatırlamayan, O’nun (c.c) kulları için hazırladığı hayat ölçülerine değer vermeyen kimseler, kendi basit zevk ve çıkarlarının içinde boğulmaları sebebiyle kendilerinden başkasını düşünmezler. Halbuki insan yaratıcısını ne kadar çok hatırlayıp anarsa, davranışlarına o nisbette çeki düzen verir ve O’nun (c.c) rızasını kazanmaya bakar. İyi bir insan olmanın, dolayısıyla hem dünyada hem âhirette mutlu olmanın yolu her fırsatta Allahu Teâlâ’yı anmaktır. Sabah, akşam, gece, gündüz, karada, denizde, hazarda, seferde, otururken, yatarken, işine giderken, işinden gelirken, sağlamken, hastayken, kısaca her zaman, her yerde ve her fırsatta Rabbini anmalıdır. İnsanın iki cihanda başarısı ve kurtuluşu buna bağlıdır. Zikir, Cenâb-ı Hakk’ı sadece dil ile anmaktan ibaret değildir. Allahu Teâlâ’nın yapılmasını emrettiği ve Resûlullah in (s.a.v) ümmetine tavsiye ettiği her ibadet, her hayır ve güzel iş birer zikirdir.