#TürklerveAvrupa
"Günümüzde en üst seviyesine ulaşmış olan modern uygarlık, insan zihniyetleri arasındaki tüm farklılıkları ortadan kaldırmayı ve dünyayı homojen bir yer haline getirmeyi amaçlar; insanların ortak bir yaşam tarzına sahip olabilmesi, aynı tavır ve tutumları göstermesi; ihtiyaçlarının da aynı yollardan karşılanabilmesine, dolayısıyla bu uygarlığın devasa endüstriyel gelişimine büyük avantajlar sağlayabilirdi; modern uygarlığın politik ve sosyal yaşamadaki yansımaları da buradaki amaçla aynı etkiye sahiptir."
Merhaba kitap severler bugün size Semra 'un tavsiyesi üzerine okuduğum, @kanonkitap 'dan çıkan tarihi bir eser ile geldim.
Fransız bir yazar olan Gaston Gaillard 20. yüzyılın başlarında alevlenen Doğu Sorunundan ve Avrupa'nın bu soruna olan yaklaşımından etkilenerek 1921'de bu eseri çıkarmış. Gaston yazarlık dışında devlet görevlisi, kaşif ve otorite karşıtı olarak da biliniyor.
Kitabımız 9 bölümden oluşmakta olup Türk ırkının önemini vurgulamak ve avrupalı devletlerin Türklere ve devletlerine karşı yaklaşımını sade bir dille aktarmaktdır.
Eserimiz kavimler göçü ile başlayıp Türklerin temas ettikleri yerlerle olan ilişkilerine, kendi iç ve dış sorunlarına, diğer devletlerin yaklaşımları değinilmiştir.
Türk devletlerinin kuruluşundan Osmanlı dönemine, Osmanlı'nın yükselişinden yıkılışına ve 20. yüzyıl Türkiye'sine kadar olan tarihi olaylar o dönemlerde yaşamış önemli kişilerin yaklaşımları, gazeteler, antlaşmalar ve raporlarla birlikte verilmiştir.
Tarih bilgisi zayıf birisi olarak eseri büyük bir merak ile okudum ben. Bu kadar uzun bir dönemin sıkmadan anlatılması bence büyük başarı.
Kitabın en sevdiğim yönü ise yazarın olayların sıcağında yabancı birisi olarak yaşananları tarafsız bir şekilde aktarması oldu hatta yer yer
"Hayatta insana "Tamam mı, devam mı?" dedirten şeylerin her zaman büyük patlamalar, abartılı yaşananlar sonrası olduğu düşünülürdü. Fakat bazen ufak bir sarsıntı geçmişte zaten yerinden oynamış taşların arasıı açabiliyor ve günes ışığı o boşluklara dolabiliyordu. Her farkına varış, büyük aydınlanmalar sonunda olmuyordu işte..."
"Hayat tek bir doğru üzerinden ilerlemiyordu. Ancak kendini bilen, öz neşesini kaybetmemiş, hayatın hem çok uzun hem de çok kısa olabileceğini bir vesileyle öğrenmiş ve en önemlisi onu idrak etmiş olanlar karşısındakine saygı duyduklarını hissettiriyordu. O kişilerden gelen yorum ve eleştiriler bu nedenle daha hafif geliyordu."