• Bakınız son 10 yılda Türkiye'de 18 milyon hektar ekilebilir tarım topraklarının 2 milyon hektarı sanayi,otoyol/dubleyol ve toplu konutlar için heba edildi.Kaldı 16 milyon hektar. Bunun sonucu nereye varacak?

    Yeni yapacağımız şehirler;mutlaka sade,basit,mütevazi,âdil, saygılı,israfa müsaade etmeyen,tabiata zarar vermeyen şehirler olmalıdır.Yoksa bugün TOKİ vasıtasıyla bir şehri çok hızlı, çok çabuk üretmek marifet değildir.
  • Okuduğum Kitaplar:
    1. Bediüzzaman Said Nursi
    -Risale-i Nur Külliyatı

    2.Cemil Meriç
    -Bu Ülke
    -Mağaradakiler
    -Umrandan Uygarlığa
    -Işık Doğudan Yükselir

    3.Metin Karabaşoğlu
    -Peygamberin Bir Günü
    -Hadis Okumaları 1 - İlim Şehri
    -Melekleri Ürkütmeden
    -Kertenkele Çukuru

    4.Mustafa Ulusoy
    -Giderken Bana Bir Şeyler Söyle
    -Nietzchze ve Babaannem
    -Evlilikler Yalnızlıklar Umutlar

    5.Tolstoy/Dostoyevski İkilisi
    -Karamazov Kardeşler
    -İnsancıklar
    -Suç ve Ceza
    -Hacı Murat
    -Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır
    -İnsan Ne ile Yaşar
    -Çocukluğum
    -İtiraflarım

    6. Necip Fazıl Kısakürek ve 7 Güzel Adam
    -Çile
    -Bir Adam Yaratmak
    -Bediüzzaman
    -Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler
    -Yedi Güzel Adam
    -Katırarslan
    -İslam
    -Mona Rosa, Leyla ile Mecnun, Şahdamar/Körfez/Sesler
    -Samanyolunda Ziyafet
    -Tarihin Yol Ağzında

    7.Sabahattin Ali
    -Kürk Mantolu Madonna
    -Kuyucaklı Yusuf
    -İçimizdeki Şeytan
  • Şehirlerde tabanım değil yüreğim yanık:
    Nur şehrine gidelim, yürü, çilekeş çarık!
  • 🌾
    Yaşayanın dilinden, gerçek bir hayat hikayesi:
    Yaklaşık 20 sene önceydi. Namaz kılmak için genellikle mahallemizdeki camiye giderdik. Camiimizin imamı da Şeyh Hadi isimli, mahalleli tarafından sayılıp sevilen,güvenilen bir zattı.

    Günlerden bir gün akşam namazı kılmak üzere camiye biraz erken gitmiştim abdest almak için aşagı kattaki abdesthaneye indim tuvaletlerin boşalmasını beklerken kapılardan biri açıldı imam Şeyh Sadi dışarı çıktı.

    Selamlaşıp hal hatır sorduktan sonra hocaefendinin abdest almadan yukarı çıktıgını fark ettim. Çok şaşırmıştım.

    Başka da abdest alacak yer olmadıgına göre hoca nerede abdest alacak diye merak ederek peşini takib ettim hayretle hocanın abdest almadan direk camiye girip mihraba yöneldigini gördüm.

    Ezan ve kameti okuyup namaz kıldırmaya başladı ve arkasında saf tutanlar da ona uyarak tekbir getirip saf bağladılar.

    Ben ise yerimde donup kalmıştım.Hemen koşup, senelerdir ahbablıgımız olan Hacı Ali efendinin yanına gidip bir bir şahid olduklarımı anlattım.

    Bana tam güveni olan Hacı Ali de şaşkınlık içinde: "Madem hoca abdestsiz namaz kıldırıyor o halde biz de münferit kılarız" dedi.

    Derken bu olay mahalledeki müslümanlar arasında yayıldı. Ben ve arkadaşlarım Şeyh Hadi nin abdestsiz namaz kıldırdıgını herkese anlattık. Böylece cemaat dagıldı.

    Artık kimse onun arkasında namaz kılmıyordu. Bu olay onun itibarını sarstı.Ailesiyle de arası açıldı eşi onu terk etti çocukları da onu dışladılar.

    O da imamlıgı bırakarak şehri terk etmek zorunda kaldı. Hatta bazıları hakkında aslında müslüman olmadıgı.. casusluk yaptıgı ecnebi oldugu ... vs konuşmaya başladılar... ve bir daha ondan haber almadık.

    Ta ki... İki sene sonra Umreye gitmek nasib oldu. Orada hava şartlarından dolayı bir hayli hastalandım. Memleketime döndükten sonra dr a gittim hap ve igne yazdı.

    Ertesi günü abdest alıp namaz kılmak üzere camiye giderken yol üzerindeki klinige ugrayıp o günkü ignemi yaptırdım.

    Henüz ezan okunmamıştı tuvalete gidip igne yeri kanamış mı diye bakmayı düşündüm.

    Tam tuvaletten çıkıyordum ki aklıma Şeyh Hadi geldi...Birden gözlerim karardı... dünya sanki başıma yıkılır gibi olmuştu...

    Yoksa Şeyh Hadi de bnm gibi igne yerini yıkamak için mi tuvalete girmişti... yani adamcagız abdestli midi???

    Aklım durmuştu sabaha kadar uyuyamadım o gece cahil ben ve benden daha cahil dindar arkadaşlarım nasıl olmuştu da bilmeden anlamadan araştırmadan ve yüzleşmeden güya Allah rızası için...

    Şeyh Hadinin haysiyetiyle oynamış itibarını beş paralık etmiş evini yıkmış eşinin çocuklarının bile onu terk edip dışlamasına yol açmıştık!

    Ertesi sabah onu aramaya başladım, çarşıda Hacı Ahmed isminde ıtırcı bir Zat onu biliyor dediler.

    Hemen gittim Nur yüzlü simasıyla beni karşıladı sordugumda da şöyle cevap verdi: "İki sene önce idi Hadi efendi bana gelerek çok üzgün ve dertli bir vaziyette oturdu.

    Ne oldu deyince de şöyle dedi:

    "YAPTIRDIGIM İGNENİN YERİNİ YIKAMAK İÇİN TUVALETE GİRMİŞTİM ABDEST BOZMAMIŞTIM.

    AMA BİRİLERİ BANA HİÇ SORMADAN ABDESTSİZ NAMAZ KILDIRIYOR DİYE İFTİRA ETTİLER CEMAAT DE BUNA KANIP BENİ DIŞLADILAR BANA NELER YAPILDIGINA ŞAHİD OL DİYE BUNLARI ANLATIYORUM BU ŞEHRİ TERK EDİYORUM IRAK NECEF TARAFINA GİDECEGİM dedi ve gitti bir daha da görmedim Onu..."

    Allahım ben ne halt işlemişim böyle!!! Hüngür hüngür agladım..

    Tam 20 yıldır her Necef e gidip gelene Onu soruyorum ama mazlum Şeyh Hadi den hiç bir haber yok.

    Ve artık yerimden kımıldayamayacak kadar hastayım gidip bulabilecek helalleşebilecek halde degilim....

    Evet dostlar!...
    Duyduklarımız ya da gördüklerimiz gerçek olsa dahi... aslı bambaşka olabilir.

    Bir kişi ya da olay hakkında gerçegi tümüyle bilmeden bir kanıya varmak, yorum yapmak... zulümdür.

    Hakikati bilmek için bırakın bize bir başkası tarafından söyleneni... Kendi gözümüzle gördügümüz kulagımızla duydugumuzu dahi bizzat o şahısla konuşup tahkik etmek zorundayız...

    İşte vebali bu kadar ağırdır....
    VESSELAM...

    | Alıntı...
  • Herbir şehri yüz defa mezaristana boşaltan ölüm, elbette hayattan ziyade bir istediği var.
  • Efendimiz (sav), Nur Dağı Hira mağarasında Cebrail ile ilk karşılaştığında "Oku!" emrine mukabil " Bilmiyorum! " dememiş miydi ? Bu ikrar, Son nübüvvetin ilk beyanıydı.

    "Bilmiyorum!.."

    Ilmin Şehri(sav) ilahi bilgilenmeye dair ilk ikrarına "Bilmiyorum! " ile başlamışken, iki kelam dinleyip "Biliyorum!" iddiasına bürünmenin şeytaniliğinden Rabbime sığınıyorum.