Kötülük, öfke, kıskançlık gibi duygular başkalarına yönelmiş gibi görünse de aslında en çok sahibini yıpratır. Çünkü bu duygular, insanın iç dünyasında büyür zihnini meşgul eder, huzurunu kemirir ve zamanla psikolojisini aşındırır.Dışarıya verilen zarar çoğu zaman sınırlıdır ama içeride yaşanan tahribat derindir. Birine duyulan kin, o kişiden çok taşıyana yük olur. Günler, haftalar hatta yıllar bu yükle geçerken insan fark etmeden kendi zamanını tüketir. Halbuki hayat, bu kadar ağır duygularla taşınacak kadar uzun değildir.
Nitekim Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî şöyle der: “Öfke, insanın içinde yaktığı bir ateştir önce kendini yakar.” içimizde büyüttüğümüz karanlığın aslında en çok bize zarar verdiğini açıkça anlatır.Bu yüzden insanın en büyük sorumluluğu, başkalarını düzeltmekten önce kendi içini temizlemektir. Çünkü iç dünyası dingin olanın dışarıya vereceği zarar da yoktur. Aksi halde, insan başkalarına zarar verdiğini zannederken aslında kendi ömründen, huzurundan ve ruh sağlığından eksiltir.
Sonunda anlaşılan şudur: Kötü duygular başkalarına değil, en çok sahibine ağır gelir.