Nur

Çevreme, yakın, uzak, geniş çevreme bakıyorum, süren bir aşk göremiyorum. Aşık olduğun kişiyi tanıdığın andan itibaren aşk bitiyor. Çünkü insan, kendi için yarattığı bir düşe aşık oluyor. Kendisiyle, kendi benimsediği unsurlarla onu özdeşleştiriyor. Ama, o, kendisi değil, aradığı unsurlarla ise hiç ilgisi yok.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ben unuttuktan sonra kendimi sevmeyi, başkası niçin sevsin ki beni? Ben beğenmedikten sonra kendimi, başkası niçin beğensin ki beni? İnsan kendisinin sevgiye değer olup olmadığını bilir ve değiyorsa sever. İnsanoğlu kendisiyle ilgili konularda o denli akıllıdır işte. Eğer aıtık sevilmeye, beğenilmeye layık değilse o, kendi de bırakır kendini, başkaları da...
Ancak evlilik içi kurallardaki Çifte ölçü ters ve adaletsiz. Neden kadınlar dört duvar arasına hapsedilirken, erkekler dışardaki sonsuz dünya içinde özgürce geziyorlar? Neden ahlak yasaları kadınları en küçük bir davranışta suçlarken, erkekleri övgüyle anıyor? Neden bir cinse her şey serbest de ötekine her şey yasak?
Başardığımızda yalnızız, başarısızlığımızda yalnızız. O zaman benden daha önemli ne var bu dünyada? Benden bana daha yakın, beni benden daha fazla sevebilecek, bana benden daha içten yardım edebilecek kim var? Bir tek benden bana kötülük gelmez. O zaman beni seyorum, bana güveniyorum.