Nur

Onları mutlu etmek için hep bir adım geride duracaksın, onlar zengin, onlar başarılı, onlar ünlü olacak. Bir yere gittiğinizde onlar ilgi çekecek... Kadın ancak güzelliğiyle, giyimiyle ilgi çekebilir ... Ama ilgiyi de uzaktan çekmelidir. Kadının çevresinde görünmez ipler vardır, onlar asla aşılmamalıdır. Benim karım güzel ama o benim karım. Hop! Hop! Orada dur, daha fazla yaklaşma, o benim. Ona sen güzel diyemezsin, ona dokunamazsın, ona şefkat gösteremezsin, o benim. Ben de göstermiyorum tamam, ama onu almışım işte, benim olmuş artık, onu beğendiğimi bilmiyor mu, biliyor. O zaman neden dokunayım; neden güzel olduğunu söyleyeyim?
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hiçbir şey havadan gelmiyor, özveri gerekiyor, ama bu özveriyi kendine yapacaksın ki yararlanabilesin, belki başkaları başka kişiler için özveri yapa yapa oldukları yerde kalıyorlar, onlara bu öğretilmiş, özellikle kadınlara, özellikle değil, yalnızca kadınlara ... Özverili olacaksın, erkeği hoş tutacaksın, onun için uğraşacaksın, hep onun arkasında yer alacaksın, her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır. Her başarısız kadının arkasında kim vardır peki?
Demek ki hiçbir şey, o an olduğu kadar değerli ve önemli değil. Demek ki en büyük duygular bile yalnız o an için önemli. Demek ki her şey geçebiliyor ve yüzde yüz değişebiliyor. Demek ki hiçbir şey, aslında o denli önemli değil. Demek ki hiçbir şey gerçek değil...
Anaları, oğulcukları için ne olursa olsun, dünya yıkılsa o yemeği hazırlamışlar, önlerine koymuşlar. Ama bu özeni genellikle kızları için göstermemişler. Onların aç kalmaması için uğraşmamışlar, onları beslememişler mi? Hayır hayır... Onlara da yemeklerini hazır etmişler ama, buzdolabında beklemiş yemekler... Kızları eve geç geldiğinde ise, evladım yemeğin buzdolabında, çıkart, ısıtıp yiyiver hadi demişler.
İçimize işlemiş bir kez. İlle de kendimizi suçlayacağız, her tartışmanın sonunda kendimizde bir hata arayacağız. Aman kırmayayım, üzmeyeyim, tartışmayı uzatmayayım diye ille de kendi duygularımızı dizginleyeceğiz. Onları haklı, kendimizi haksız görmek eğilimi içimizde bizim. En haklı olduğumuz durumlarda bile içimizin bir köşesinden onların da haklı olabileceğine ait üç-beş düşünce geçirmiyor muyuz?