Kuşkusuz, sonucun zafer olması istenir fakat amaç zafer değildir. Amaç Allah'ın rızasını kazanmaktır. Onun rızası kazanılabilmişse yenilgi bile galip hükmünde sayılır.
Böylece Müslüman başta Allah rızası kazanmak niyetiyle ikinci olarak da başkasının kendisinden beklentisini ve hakkında duyulan zanları yalan çıkarmamak gibi bir fazilet duygusuyla islam'ın buyruklarını emellerini yansıtmak zorundadır.
Müslüman ölümü unutmak için değil tersine ölümün varlığını Allah'ın emri olarak telakki ettiği için an içinde yaşar. (...) Bu yüzden "an" bir haz ve lezzet aracı olarak kullanılmaz, kul olma bilincinin yüklenilediği bir fırsat olarak değerlendirilir.
Kendi iç şartlarımızı islamla göre düzenleyebildiğimiz takdirde dış dünya şartının aslında göründüğü kadar muadil (karmaşık) olmadığını da kavrayabiliriz.