Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Jonathan Balcombe’un bu eseri, su altındaki canlıların sadece birer "kaynak" değil; hisleri, hafızaları ve kendilerine has sırları olan bireyler olduğunu en içten kelimelerle anlatıyor. Denizlerin derinliklerinde varlığından haberdar dahi olmadığımız canlıların dünyasına konuk olurken, zihnimizdeki o meşhur sorunun peşine düşüyoruz: "Balıklar gerçekten hisseder mi?"
Kitap; balıkların da karadaki dostlarımız gibi acıyı ve zevki deneyimlediğini, karmaşık bir hafıza yapısına sahip olduklarını bilimsel ama duygulu bir dille kanıtlıyor. En çok da neden onlara karşı diğer canlılara duyduğumuz sempatiden yoksun olduğumuzu, neden onları ahlaki kaygı çemberimizin dışında bıraktığımızı sorgulatıyor. Avcılık, ticari sömürü ve sırf "spor" olsun diye kıyılan canların dramını okurken empati kurmamak elde değil.
Okyanusların uçsuz bucaksız yaşamı her zaman ilgimi çekmişti ancak bu kitap beni bambaşka bir noktadan yakaladı. Onları gerçekten tanımak; yeri geldiğinde üzülmek, yeri geldiğinde şaşırmak ama en sonunda tüm canlılara karşı eşit bir sempati ve saygı duymak... Bu kitap, su altındaki "sessiz kuzenlerimizin" aslında anlatacak ne kadar çok şeyi olduğunu kanıtlayan, zihin açıcı bir rehber.
İster açgözlülük veya dar görüşlülükten, ister önyargıdan kaynaklanıyor olsun, adaletsizlikler bilgiye dayalı akıl karşısında ayakta kalamaz. Birinin ten rengi, dini, cinsiyeti veya diğer rastgele özellikleri sömürüyü haklı çıkarmaz.