Aylin

Aylin
@nutuksever
7/10
·312 syf.·
2026 26. kitabı
Alice Feeney'nin 'Taş, Kağıt, Makas' romanı, vaat ettiği ters köşeler ve yüksek temposuyla oldukça akıcı bir okuma sunuyor; ancak türün meraklısı ve özellikle 'Sessiz Hasta' gibi derinlikli örnekleri tecrübe etmiş bir okur için bir hayal kırıklığı olabiliyor. Yazarın kurguyu tamamen şaşırtmaca üzerine inşa etme çabası, hikayenin genelindeki mantıksal tutarsızlıkları ve 'zorlama' hissini ön plana çıkarıyor. 'Sevgiler, Annen' ile benzerlik taşıyan kurgusu, türü yakından takip eden bir okur için tahmin edilebilirliği artırıyor. Bir noktadan sonra yazarın okuru yönlendirme çabasını ve hikayeyi nereye bağlamaya çalıştığını sezmeye başlıyorsunuz; bu da 'acaba ne olacak' heyecanının yerini 'tahmin ettiğim gibi' hissine bırakıyor. Psikolojik gerilim türündeki beklentim oldukça yüksek olduğundan, bu kitap bana aradığım o derinliği ve tatmini veremedi.
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20237,9bin okunma
8/10
·191 syf.·
2026 18. kitabı
Steinbeck okumayı her zaman çok seviyorum ama bunun asıl nedeni, onun yarattığı karakterlerle kurduğum o eşsiz bağ. "Sardalye Sokağı"nda; "İnci", "Fareler ve İnsanlar" veya "Gazap Üzümleri"ndeki gibi keskin bir olay örgüsünden ziyade, o sokakta yaşayan insanların gündelik hayatlarına tanıklık ediyoruz. Dönemin zorlu ekonomik şartları altında, kendi hallerinde yaşayan bu insanların birbirlerinin hayatlarına dokunuşlarını izlemek yer yer buruk, yer yer çok tatlıydı. ​Karakterler arası diyaloglar ve aralarındaki arkadaşlık bağı o kadar içten, samimi ve gerçek dünyaya ait ki... Okurken kendimi o sokağın bir parçasıymışım gibi hissettim. Karakterler sanki birer kitap kahramanı değil de kapı komşum ya da çok yakından tanıdığım arkadaşlarımmış gibi hayatın içindenler. Ayrıca Steinbeck'in anlatımına eşlik eden müzik ayrıntıları, özellikle Doc'un karakterini tamamlayan o klasik müzik tınıları, kitabın dinlendirici atmosferini daha da güçlendirmiş. Daha önce "Tatlı Perşembe"yi okumuştum; meğer bu iki kitap, "Yukarı Mahalle" ile başlayan bir üçlemenin parçalarıymış. Her ne kadar okuma sıram biraz ters olsa da kitaplar konu bakımından bağımsız oldukları için bu durum aldığım keyfi hiç azaltmadı. Hatta "Sardalye Sokağı"nda karakterleri bu kadar samimi tanıdıktan sonra, şimdi "Yukarı Mahalle" ile onların köklerine inmek benim için farklı bir deneyim olacak. Steinbeck’in o sahiciliği, genel olarak çok keyifli ve huzur veren bir okuma deneyimi sunuyor.
Sardalye SokağıJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20174,128 okunma
10/10
·128 syf.·
2026 17. kitabı
Gotik edebiyat okumayı, o karanlık ve kasvetli atmosferlerin içinde kaybolmayı her zaman çok sevmişimdir. Bugüne kadar türün en önemli klasiklerini; "Otranto Şatosu"ndan "Frankenstein"a, "Büyük Tanrı Pan"dan "Söğütler"e kadar pek çok farklı dönemi ve yazarı okuma fırsatım oldu. Ancak dürüst olmam gerekirse, aralarında olay örgüsü, kurgu ve anlatım başarısıyla beni en çok etkileyen kesinlikle "Carmilla" oldu. Genelde bu tarz klasiklerde anlatım biraz daha ağır ilerleyebilir ama "Carmilla" o kadar akıcı ve merak uyandırıcıydı ki sonunu tahmin edebilmeme rağmen büyük bir heyecanla okudum. ​Özellikle 'canavar' figürünün bir kız çocuğu olarak kurgulanması ve karakterler arasındaki o tekinsiz bağ, hikâyeye hem masum hem de ürpertici bir hava katmış. Bazı okurlar bu bağı farklı yorumlasa da bence burada asıl vurgulanan; bir vampir ile saf, bakire bir kız çocuğu arasındaki o 'masumiyetin kanını içme' arzusu. Yazarın, aradaki birkaç aşk dolu sözü fiziksel bir durumdan ziyade bu karanlık çekimi ve ruhsal tüketimi anlatmak için kullandığını düşünüyorum. Benim için şu ana kadar okuduğum en başarılı gotik eser kesinlikle bu oldu.
CarmillaSheridan Le Fanu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20186,4bin okunma
10/10
·320 syf.·
2026 12. kitabı
Jonathan Balcombe’un bu eseri, su altındaki canlıların sadece birer "kaynak" değil; hisleri, hafızaları ve kendilerine has sırları olan bireyler olduğunu en içten kelimelerle anlatıyor. Denizlerin derinliklerinde varlığından haberdar dahi olmadığımız canlıların dünyasına konuk olurken, zihnimizdeki o meşhur sorunun peşine düşüyoruz: "Balıklar gerçekten hisseder mi?" ​Kitap; balıkların da karadaki dostlarımız gibi acıyı ve zevki deneyimlediğini, karmaşık bir hafıza yapısına sahip olduklarını bilimsel ama duygulu bir dille kanıtlıyor. En çok da neden onlara karşı diğer canlılara duyduğumuz sempatiden yoksun olduğumuzu, neden onları ahlaki kaygı çemberimizin dışında bıraktığımızı sorgulatıyor. Avcılık, ticari sömürü ve sırf "spor" olsun diye kıyılan canların dramını okurken empati kurmamak elde değil. ​Okyanusların uçsuz bucaksız yaşamı her zaman ilgimi çekmişti ancak bu kitap beni bambaşka bir noktadan yakaladı. Onları gerçekten tanımak; yeri geldiğinde üzülmek, yeri geldiğinde şaşırmak ama en sonunda tüm canlılara karşı eşit bir sempati ve saygı duymak... Bu kitap, su altındaki "sessiz kuzenlerimizin" aslında anlatacak ne kadar çok şeyi olduğunu kanıtlayan, zihin açıcı bir rehber.
Balıkların BildikleriJonathan Balcombe · Metis Yayınları · 202132 okunma
10/10
·150 syf.·
2026 8. kitabı
Bazı kitaplar kapağını kapattığınız an biter, bazıları ise zihninizdeki o tozlu ve ıssız sokaklarda gezinmeye devam eder. Juan Rulfo’nun Pedro Páramo’su kesinlikle ikincisi. Kitabı okurken kendimi
Pedro ParamoJuan Rulfo · Doğan Kitap · 20192,248 okunma