Roman 1992/95 yılları arasında Müslüman Boşnaklı Suadan'ın gerçek hayat hikayesini anlatıyor... Okurken hatrıma ilk #doğutürkistan geldi.. Yapılan işkenceler, görmezden gelinen onca şey ve sessizliğimiz. Bitmedi, bitmiyor, bitmeyecek Müslüman düşmanlığı..
Evet, aylardır beklettiğim, ertelediğim bir kitaptı. Âh.. Yüreği dayananların ancak okuyacağı bir kitapmış. Kâh gözyaşlarımla kâh donup kalmalarımla kâh da elimin kolumun boşalmasıyla okudum.
*Kitaptan Alıntılar*
"... Ölürken bağımsız ve özgür olmak..."
.
.
.
"Eğer, gerçeği itiraf etmek gerekirse bu bir savaş değildi. Kadınlar hiçbir savaşta mağdur edilmemişti. Bu bir soykırımdı ve bu soykırımla Müslüman Boşnakların soyları tecevüzlerle dönüştürülmeye çalışılıyordu. Bu savaşın ne yazık ki en acılı tarafı da buydu... "
.
.
.
" Galiba bütün Boşnaklar yorgun" dedim. 'Kamplardaesir tutulanlar, cephede Sırplara karşı savaşanlar, hastanede görev yapanlar, evlerinde oturup bu adaletsiz savaşın bir an önce bitmesini bekleyen tüm Boşnaklar yorgun."
.
.
.
"Öyle söyleme" dedi tuhaf bir bakışla. "İncir kuşları da benim evlatlarım sayılır."
.
.
.
"Bir ulusu göz göre göre kaybederken gerçekleri hiçbirimiz görmedik. Şimdi de Hrıstiyan Avrupa ülkeleri Müslüman Boşnakların 20.yüzyılda Avrupa'nın göbeğinde yaşadığı trajediyi bilerek görmezden geliyor."
.
.
.
"Karlı tepelerden
Dağlar ölüm kusuyor
Kanatlı melekler şehre inip
Boşnakların bir bir canlarını alıyor..."
.
.