"kendi dünyasında yaşayan herkes delidir. şizofrenler, psikopatlar, manyaklar. yani başkalarından farklı olanlar."
"yani, senin gibiler mi?"
zedka soruyu duymazdan gelerek devam etti: "öte yandan bir einstein var, zaman ile uzamın ayrı şeyler değil bir karışım olduğunu söylüyor. ya da bir kristof kolomb, dünyanın öte ucunda bir uçurum değil başka bir kıta olduğunu ileri sürmüş. ya da insanoğlunun everest'in zirvesine ulaşabileceğine inanan bir elmond hillary var. sonra beatles, bambaşka bir müzik yarattılar, eski çağlardaki insanlar gibi giyindiler. bütün bu kişiler ve daha binlercesi, hep kendi dünyalarında yaşadılar."
"tanrı varsa -ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum- insan aklının sınırları olduğunu da bilir. yoksulluğu, haksızlığı, açgözlülüğü, yapayalnızlığı, bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı? mutlaka çok iyi niyetlerle girişmiştir bu işe, ama sonuçlar bir felaket. tanrı varsa bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır, hatta bizi burada vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir."
"yaşlılık, dönüşü olmayan izler bırakacak, hastalıklar birbirini kovalayacak, dostlar birer birer yok olacaktı. yaşamını sürdürmekle hiçbir şey kazanmayacaktı, tam tersine acı çekme olasılığı hep artacaktı."