Takvimler 1 Mayıs’ı gösterdiğinde, bir yılı daha resmen geride bıraktım ama içimde ileriye gitme isteği hiç yoktu. O gün annem ve kardeşim bir şeyler kutlarken, benim dileğim ne bir hediye ne de bir başarıydı. Sadece bu yükün omuzlarımdan düşmesini, vaktin artık dolmasını diledim. Kendi doğum gününde ölümü dilemek, hayata verdiğim en dürüst ama en ağır cevabımdı. O gün geçti gitti ama o sessiz dileğim hala şuramda, satır aralarında saklı duruyor. 1 Mayıs bitti, mumlar söndü, ama içimdeki o boşluk yerli yerinde duruyor. İnsan, takvimlerin ilerlemesine rağmen kalbinin durduğu yerde nasıl devam eder, bilmiyorum. Belki de bu dilek sadece bir son isteği değil, artık taşımaktan yorulduğum bu 'ben'den kurtulma arzusuydu. Şimdi o günün gölgesinde, her sabah yeni bir güne uyanırken aslında neyi beklediğimi sorguluyorum. Şahit olduğum tek şey; zamanın geçmesi, acıların ise sadece şekil değiştirmesi. "Sevdiklerim 'iyi ki'lerle başlayan cümleler kurarken, ben 'keşke'lerin içinde boğuldum. O gün bir veda diledim; sessizce, kimseyi incitmeden çekip gitmeyi... Ama hayat beni burada tutmaya, bu zorlu hikâyeyi yazdırmaya devam ediyor. Şimdi bu yazılan sayfalarına dökülen her kelime, aslında o gün gerçekleşmeyen o dileğin birer parçası.🍃