Gece, siyah pelerinini serdiğinde şehre,
Aramızdaki tüm yollar birden silindi.
Sen geldin, adımların değdi kalbime,
En güzel rüyam, senin gözlerinde başladı.
Ne zamanın hükmü vardı orada, ne mesafenin,
Sadece tenime değen o tanıdık nefesin.
Elin elimdeydi, sanki bin yıldır benim,
Rüya rüya değil, cennetten bir kesitti sesin.
Dünya dışarıda dönüp dursun, ne çıkardı?
Biz, zamanın durduğu o gizli odadaydık.
Gözlerinde sadece benim aksim vardı,
Uyanmayı unutmuş, sonsuz bir andaydık.
Bir an sürdü belki, belki de koca bir asır,
Ruhum ruhunun rengine boyandı o gece.
Ne bir sitem vardı aramızda, ne bir sır,
Aşk, uykunun koynunda çözüldü hece hece.
Sonra bir gün ışığı sızdı perdenin arasından,
Gözlerim aralandı, rüyam yavaşça soldu.
Sen gittin ama kokun kaldı yastığımda,
En güzel uykum, seninle en güzel sabahım oldu...
Kur'an evrensel mi tarihsel mi?
Kur'an kendini bütün insanlığa hitap eden bir kitap olarak sunuyor. Mesela "Ey insanlar!" diye başlayan ayetler, "âlemlere rahmet" olarak gönderilen Peygamber vurgusu (Enbiya 107), "bütün insanlara müjdeci ve uyarıcı" gibi ifadeler bunu net gösteriyor. Adalet, merhamet, dürüstlük, yardımlaşma, tevhid, insan onuru gibi temel ilkeler gerçekten zamansız ve evrensel hissettiriyor. Bunlar her çağda, her kültürde insana hitap ediyor gibi.
Öte yandan, bazı ayetler 7. yüzyıl Arabistan'ının sosyal, ekonomik ve savaş koşullarına doğrudan cevap veriyor. Kölelik/cariyelik düzenlemeleri, belirli miras kuralları, savaşla ilgili hükümler gibi. Bunlar o dönemin gerçeklerine göre inmiş ve Müslümanlar genelde bunları ilke bazında** evrenselleştirerek yorumluyor: Örneğin "köleliği teşvik etmiyor, aksine özgürleştirmeyi teşvik ediyor" diye bakıyorlar. Ama tartışma da buradan çıkıyor – bazıları "tümü evrensel" derken, bazıları "çoğu evrensel, bir kısmı tarihsel bağlamlı" diyor.
Kısa özetle:
- Evrensel tarafı güçlü: Ahlaki, manevi ve insanlık hallerine dair mesajlar (adalet, zulme karşı duruş, vicdan, akıl kullanımı vs.) çok geniş ve günümüze de cuk oturuyor.
- Bağlamsal tarafı var: Somut hukuki/sosyal düzenlemelerin bir kısmı o döneme özgü gibi durabiliyor. Yorumcular burada "genel ilkeyi al, detayını zamana uyarla" yaklaşımını kullanıyor çoğunlukla.
Allah göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah'ın gücü her şeye yeter.
Kıyamet günü herkes Dünya'da iken neler düşünmüş ve işlemişse hepsini önünde yazılı hazır bulur. Biriken kötülükler ürkütücü ve korkutucu bir manzara alır. Her insan kendi kötülüğünden kurtulmak ister, ama ne çare, artık pişmanlık ve tevbe zamanı çok gerilerde kalmış, hesap ve ceza günü gelip çatmıştır.
Bu bir ilâhî uyarıdır. Merhameti gereği kullarına gelecek günlerin ne olacağını hatırlatır. Şüphesiz ki Allah'tan korkmak en disiplinli bekçidir ki bizi kontrol eder. İşte o korkuyu kalblere işlememiz gerekmektedir.
Allah'ı sevmenin yolu Hz. Muhammed'den (A.S.) geçer. Çünkü kullarıyla Allah arasında tek vasıta Odur. Muhammed'e (A.S.) uymak, Allah'ı sevmenin tek ölçü ve anlamıdır. Aynı zamanda günah ve kusurlardan temizlenmenin tek yoludur.
AL-İ İMRAN