Kafamın içindeki odanın köşesindeki yıpranmış koltuğa, umursamazlığın sağladığı rahatlıkla oturmuş, varoluşsal sancılar içinde düşüncelere dalan, bana alaycı gözlerle kıs kıs gülerek bakan bir ben var, benden habersiz.
Hiçe indirgenen, basitleştirilen her duygu, insanı adım adım hiçliğe sürükler. Bu varlık ve hiçlik mücadelesinde, hiçliği kabullenmek yalnızca bir yenilgidir ; asıl mesele, " ben buradayım, yaşıyorum! " diyebilmektir.
Zamanla farkettim ki asıl yalnız olanlar, kendilerine yeni bir dünya inşa edemeyenlerdi. Asıl yalnızlık, yaratıcılıktan ve hayal gücünden yoksun olanların yaşadığı bir ıssızlıkmış.