Yatağından çıkmak istemeyen bir adamın hikayesinden doğan, insan doğasının erteleme hastalığına ve eylemsizliğine tutulmuş muazzam bir ayna... İvan Gonçarov’un dünya edebiyatına "Oblomovluk" kavramını kazandıran başyapıtı "Oblomov"u okumak; hayatı sadece izlemekle yetinenlerin, sorumluluklardan kaçarken kendi kaderini nasıl başkalarının ellerine bıraktığını sarsıcı bir mizah ve hüzünle görmek demek. Kendinizden çok şey bulacağınız bu dev klasiği kesinlikle tavsiye ederim.
Rus edebiyatının dev kalemlerinden İvan Gonçarov’un dünya klasikleri arasına altın harflerle kazınan ölümsüz eseri "Oblomov", sadece bir karakterin değil, insanlık tarihindeki en büyük uyuşukluk, erteleme ve eylemsizlik sendromunun sarsıcı ve trajikomik hikayesidir. Romanın başkahramanı İlya İlyiç Oblomov; dürüst, temiz kalpli ve asil bir toprak ağası olmasına rağmen, hayatın getirdiği sorumluluklardan, kararlardan ve en ufak bir fiziksel çabadan bile köşe bucak kaçan, gününün neredeyse tamamını yatağında hırkasıyla geçiren bir figürdür. Gonçarov; Oblomov’un bu kronik tembelliğini ve hayal dünyasına sığınışını işlerken, onun tam zıttı olan enerjik ve rasyonel dostu Ştolts ile yaşadığı büyük aşkı Olga üzerinden karakteri hayata döndürmeye çalışır. Yazar, bir bireyin içsel çöküşünü anlatmanın çok ötesine geçerek, dönemin Rus aristokrasisinin ve toplumunun hantallığını "Oblomovluk" kavramıyla edebiyat tarihine silinmeyecek bir mühürle kazır.
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
"Ya duydun mu şu dilencinin anlattığı öyküyü?" diye sordu Stoltz dostuna.
"Şu andığı İlya İlyiç de kim ola?' diye sordu edebiyatçı
"Sana pek çok kez bahsettiğim Oblomov."
"Evet, ismini hatırlıyorum. Yoldaşın, arkadaşın. Ne oldu ona?"
"Öldü, yoktan yere göçtü gitti."
Stoltz içini geçirip düşüncelere gömüldü,
"Başkalarından daha aptal değildi. Temiz ruhu cam gibi berraktı. Merhametliydi, nazikti. Öldü."
"Neden? Sebebi ne?"
"Sebebi... Öyle bir sebebi var ki! Oblomovluk!" dedi Stoltz.
"Oblomovluk!" diye şaşkınlıkla tekrar etti edebiyatçı. "Bu da ne yahu?"
"Simdi anlatacağım. Müsaade et de fikirlerimi toparlayıp hafızamı tazeleyeyim. Hem sen de yaz bunu, belki birilerine faydası dokunur.
Sonra da ona bu okuduğunuz hikâyeyi anlattı.