“Belirli bir sürenin sonunda bu masumiyeti neden kaybediyorduk? Birkaç dakikalık bir gecikmeyi bile önemsemeye başlamamızın sebebi neydi? Ötekinin nefret ettiğimiz bir yemeği, bir rengi hatta bir parfümü sevmesinin ne anlamı vardı? Neden başlarda, hiçbir şeyin bize ait olmadığı zamanlarda, diğerine ait her şeyle ilgilenirken, sonunda bizim isteğimize uymayan tek bir şey bile işkenceye dönüşüyordu?”
“O andan itibaren hayat artık eskisi gibi olmamış ve zaman onun varlığının tekdüzeliğine karışmıştı. Denizin rengi maviydi ve bu mavilik ruhuna sızıyordu.”