her anını sürekli ve tam olarak dolduramaz kişi yaşamının— böyle anları çoğaltmak, yoğunlaştırmak, biribirine bağlayarak büyütmek…
Bunun için güçlü olmak gerekir (—oysa, belirli bir bakımdan yepyeni olmayı —yenilenmeyi— becerdiğim söylenebilse bile, çok güçsüz hissediyorum kendimi).
İçimde bir yengeç var.
•
İçimdeki en kuytu kovukta yaşıyor olmalı; oradan seyrediyor herhalde her yaşadığımı. Ancak arada bir hissediyorum varlığını —ancak arada bir belli ediyor kendini. Ama biliyorum: hep orada…
Ortaya çıkıp kendini gösterdiği —kovuğundan çıkarak yaşadıklarımın içine girdiği— durumlar, galiba çoğunlukla, deniz kıyısında olduğum zamanlardır: O zamanlar —hele bir de ay varsa— hele hele, dolunay; ışığı da denize vuruyorsa— dayanamadığı bir itkiyle çıkar kovuğundan, kıyıya yönelir; beni de sürükler, götürür.
“Süreler, aşamalar, dönemler vardır yaşamda —bir noktadan bir noktaya katedilen yollar, belirli sayıda yıllar süren oluşumlar, ancak bir aşamanın tam olarak katedilmesiyle açılabilen yönler— bir sürekli yürüyüş…”
“Gündelik yaşantıda insan değişik olduğuna inanıyor, deneyimlerin onu değiştirdiğini, kendi kendinin efendisi olduğunu sanıyor, ama bir kriz geldiği düşünülürse, bunun insana bir tekme, suratına bir yumruk atacağı varsayılsa ve yaşam ona ‘haydi, karar ver’ derse, işte o zaman adam, mutlaka geçmişte hep yaptığını yapacaktır, korkaksa kaçacaktır, cesursa direnecektir.”