Süreyya

Süreyya
@ocean__
Bir berduştur kalbim.
“İnsan yavaş yavaş yaşlanır: Önce hayattan ve insanlardan alınan zevk yaşlanır, bilirsin, yavaş yavaş her şey fazlasıyla gerçek olur, her şeyin anlamını anlarsın, her şey ürkütücü bir sıkıcılıkla tekrar eder. Bu da yaşla ilgili. Bir bardağın sadece bir bardak olduğunu bilirsin. Ve bir insan, zavallı, o da ne yaparsa yapsın sadece ölümlü bir insan. Ardından beden yaşlanır; bir anda değil, hayır, önce gözler, bacaklar ya da kalp yaşlanır. İnsan parça parça yaşlanır. Ve sonra bir anda ruh yaşlanmaya başlar; çünkü beden yaşlanmış olabilir ama ruhun hâlâ kendi arzuları, kendi anıları vardır, hâlâ arar, hâlâ sevinir, hâlâ neşe arzusu duyar. Ve neşe arzusu bitince geriye sadece anılar ya da kibir kalır; işte o zaman insan gerçekten yaşlıdır, nihai olarak. Günün birinde uyanıp gözlerini ovuşturur: ne için uyandığını bilmez. Günün ne getireceğini fazla iyi bilir: ilkbahar ya da kış, hayatın formaliteleri, hava durumu, gündelik hayat rutini. Artık şaşırtıcı bir şey yaşanamaz: beklenmedik, alışılmadık, korkunç olan bile şaşırtmaz, çünkü insan bütün değişiklikleri bilir, hepsini hesaba katar, iyi ya da kötü hiçbir şey istemez. Yaşlılık işte budur. Kalpte hâlâ bir şey yaşar, bir anı, bir şekilde bir yaşam amacı, insan birini tekrar görmek ister, bir şey daha söylemek ya da öğrenmek ister ve o anın geleceğini bilir ama sonra birden, gerçeği öğrenmek ve ona cevap vermek insanın beklemekle geçen yıllarda sandığı kadar önemli olmayıverir. Yavaş yavaş dünyayı anlar ve sonra ölür.”

Süreyya

, bir kitap okudu
9/10
·120 syf.·
Beğendi
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 13:38
·
2026 14. kitabı
Sándor Márai
8.3/10 · 6,4bin okunma
“Sonunda dünyanın hiçbir kıymeti yok. Kıymeti olan sadece kalplerimizde kalan.”
“Benim hayatımda aynı rolü oynuyordunuz. Karşı kıyıda, evet, asla varılamayan yerde… İnsan hayatta her şeye erişebilir, dünyadaki ve etrafındaki her şeyi yere yıkabilir, hayat insana her şeyi verebilir, insan hayattan her şeyi alabilir ama başka bir insanın zevklerini, eğilimlerini, ritmini değiştiremez; ona yakın, onun için önemli biri olsa da karşısındakini bütünüyle karakterize eden başka türlülüğünü değiştiremez.”
“Beni anneme, sana ve Krisztina’ya bağlayan duygu hep aynıydı, aynı özlem, aynı arayış içindeki umut, aynı umutsuz, hazin istek. Çünkü daima ötekini severiz, daima onu ararız, hayatın bütün koşullarında ve değişikliklerinde.”