Ocean Wave

Onları korkutuyor, korktukları için suçluyorduk. Üstüne bir de bunun bizimle bir ilgisi olmadığını savunuyorduk. Feminizmi savunduklarında, en iyi ihtimalle kadınla erkeğin eşit olması gerektiğini ama zaten eşit olduğunu söylüyorduk. Aramızda hiçbir eşitsizlik olmadığını söyleyecek kadar ileri gidiyorduk. Daha da abartıyor, zaten erkeklerin daha güçlü, kuvvetli olduğunu ve elbette aramızda bir fark olması gerektiğini söylüyorduk.
Reklam
Önce muhtaç ediyor, sonra sahip çıkıyorduk. Ne güzel sahip çıktık diye övünüyorduk. Bizsiz bir işi beceremediklerinde de bunu kendi karakterlerine, yapılarına veriyorduk. Kadınlara bunu yapıyorduk.
Yine nokta atışı.
...biz de kendi dünyamızda bunu yapıyorduk, değil mi? Kadınların kendileri hakkında dahi konuşmasına izin vermiyorduk. Her türlü şiddeti saçma sapan bir sebebe bağlıyor, içimizi rahatlatıyorduk. Şiddetle savaştığımızı iddia ederek onları sıkıyor, yediklerinden içtiklerine, giydiklerinden gittikleri yerlere kadar her şeyi baskılıyor, şiddeti arttırmış olmaktan başka hiçbir işe yaramıyorduk.
Bu kadar da değildi. Koskoca bir salon dolusu kadına bakıyordum. Erkeğe şiddeti konuşuyorlardı ama aralarında bir tane bile erkek görmüyordum. Tanıdık bir tablo.
Bir şeyin farkında olmak, hayatınızla ve sizinle ilgili her şeyi değiştirebilirdi. Farkında olmak, bu hayatı diğer her şeyden daha farklı bir yönde etkilerdi. Bir duygunun, bir olayın gerçekleşmesi bir yana, onu fark edene dek oluşan etkiyle farkında olduktan sonra oluşan etki bambaşka olurdu.
Reklam