Lüks içinde yaşamaya alışık olduğumu, bu lüks elimden alınana kadar fark etmemiştim ama otellerin bahçesindeki geniş ve temiz havuzlar, güler yüzlü resepsiyonistler, ferah bekleme salonları ve rahat yataklar hepimizin gerçekliği zannediyordum.
Oysa bizim dünyamız kadınlara, dünyanın geri kalanının onayını almak için kendilerini değiştirmeyi buyuruyordu. Yalnızca erkeklerin de değil üstelik, hemcinslerinin de onayını almak zorundaydılar.
Her yönüyle sizi destekleyen bir dünyadan her yönüyle size düşman bir dünyanın ortasına dımdızlak düşünce sizi destekleyen o dünyanın, aslında bir başkasının ayağını kaydırdığını fark ediyordunuz; bunu ancak ayağı kayan ben olduğumda anlayabildiğim için kendimden utanıyordum.