• Ögrencisinin kisisel gelişimi ve egitimi için gecesine gunduzune katarak fedakarlik yapan ögretmen, cefakarlik örneginin tek temsilcisidir.
  • Belirtmek istediğim bir başka husus da şudur: öğretmen adaylarının öğretmenlik ile ilgili derinlikli, kapsamlı ve nitelikli eserler okuması önemlidir. Öğretmenliğe dair yayınların sayısı artmış gibi görünse de aynı şey nitelik açısından söylenemez. Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllardan 1970'li yıllara kadar MEB'in yayınladığı "Öğretmen Kitapları" dizisi düzeyinde bir kitap dizisi maalesef yayınlanamamaktadır. Dolayısıyla eski kitaplar, yeni kitaplara göre olumlu anlamda farklılığını korumaktadır. Ancak genç öğretmen adayları devam ettikleri programlarda klasik haline gelmiş öğretmenlik kitaplarından mahrum kalmaktadırlar. Bu önemli bir eksikliktir. Umarım genç öğretmen adayları eğitim bilimleri alanındaki klasik eserlere ulaşıp bu eksikliği tamamlarlar.
  • Emekliye yeni ayrılmış öğretmenin. 30 yıl boyunca anadolu nun çeşitli köylerinde öğretmenlik yapmıştır. Emeklikte rahat bir yaşam planlamaktadir.başlarda emeklilik planladığı gibi güzel geçmiştir. Her geçen gün arkadaslari,mahalleli öğretmenden sogumasi duygusu veriyorlardi. Bunlar üzerine maddi durumu da kötülesmeye başlar. Bu nedenle valiliğe başvurarak yeniden öğretmen olmak istediğini belirtir. Öğretmenin başvurusu kabul edilir. Sakarya'ya bağlı keltepe köyüne ilk öğretmen olarak atanır. Öğretmen köye vardığında hiç beklediği gibi olmadi. Öğretmenlik yaptığı eski köylere benzemiyordu. Köy çorak, bakımsız , en kotusude bataklikti... İnsanlar'da aynıydı . İlgisiz ve negatif insanlardi. Köyde hafız adinda biri kendisine yardım eder. Ona kalacak yeri gösterir. Kendisine yemek getirildiğinde yemekte ekmek bulamadığında koyun ismini "EKMEKSİZ KÖY"koyar. Hafızla konusur hafız kendini tanıtır ne iş yaptığını , nereden geldiğini, ne iş yaptığını anlatır. Öğretmen o gece çok düşünür...Köy ona çok itici gelir. Orada yaşayamayacağını düşünür. Sabah olunca karşısında tanimdaigi birini görür,konuşup tanışırlar adı sarı çavuş idi. Sonra birlikte köyü dolaşırlar..
    Köyün geçmişinden öğretmen çok etkuleniyor, köy türkmen koyu idi. Köyü ve köylüyü tanıdıkça verdiği karardan vazgecer. Köy hakkında bilgisi genelde imam ve müezzin den alır.
    imam; uzun boylu, akıl danisilan köylü üzerinde söz sahibi olan felç geçirmiş,yatalak ve yenilikci bir imam dir.Öğretmen imamı sık sık ziyaret eder. İmam:"Köyün dirliğine el atmadikca darülfünun açsanız nafile." yani egitim lerin etkili olmayacaklarını söyler.
    Öğretmen de köyün hizmetlerin gerekliliğini tesbit etmek için köyde nüfus sayımı yapar ve bunları dosyalar. Öğretmen köylüyü tanımak için gezmişti. Muhtarın ağıl ve samanlik olarak kullandığı okul bir derslik ve bir odadan olusuyordu. Okulun tekrar yapılanması için öğretmen polatlı ya gider. Polatlida eski tanidiklarindan yardım alarak ankaradan yardım almak için bir dilekçe yazar. Ogretmenin bu çabaları Köy le kaynasmasina neden olur. İlk defa okul gören çocukların heyacanini ve neşesini görür...
    Ogretmenin bir projesi vardı bataklığı kurutmak ve köyü eski haline getirmekti. Polatlida yeni tanıştığı kaymakama bu düşüncesini söyler. Kaymakam olumlu cevap verir. Ankaradan gelen fen memurları incelemeler yaparlar. Bu işi yapacaklarını söylediler. Öğretmeninde dersleri başlamıştı, dersleri butun köye veriyordu. İnsanın kabiliyetlerini beirli bir yönde uyandırmak ve geliştirme işidir gibi düşünüyordu.
    Yetkillilerinin köye gelip gidişleri arttı gerçek durumu saptadılar bataklığin kurutulması için teknik islemlere başlanilmistir. kısa Bir süre içinde bataklığı kurutmuslardi. Burası artık keklikpınarı olabilecekti. Işte bundan sonra topargin uyanışı yani köyün uyanışı başlar..Ogretmenin ilk geldiği gün ki gibi bir köy ve insanlar yoktu. Geleceğe umutla bakan insanlar vardır. Bataklık bu inanclai insanlara yenilmis, yok olmuştu. Sakarya projesi üzerinden bu projeler isleniyordu. Toplantıda bir ziraat mühendisin (Ayhan bozkır) görüşleri alınır.
    "köyde birlik"fikrini açıklar. Devlet imkanlarını halka açmalı köylülere yardımcı olunmalı, köylünün yapamayacağı işleri devletin üstlenmesi lazim.
    Ayhan bozkirin "KOYDE BİRLİK" fikrinde uzlaşirlar. Öğretmen köye Ayhan bozkır ve tapu kadastro memurlariyla köye gider. Toprak uzeine üretim yapmaya karar verirler. Öğretmen eskişehir şeker fabrikası ile görüşür şirkete bağlı mühendisler köye geldiler şeker pancarı hakkında köylülere bilgi verirler. Hatta bir grub köylüyü eskişehir şeker fabrikası ve birçok yeri görmeleri için davet ederler. köylüler şeker fabrikasını gezerler ve şeker pancarı ekmeye karar verirler...
    Köylü bir kazanç elde ettikleri için çok mutluydular, bunun yanında köydeki eğitimler devam ediyordu. Okuma -yazma , vatandaş lik, bilgileri veriliyordu . Gece kurlarının içeriği değişir toprakla ilgili teknik bilgiler üretilmeye başlarlar. Ogretmenin isteği üzerine devlet köye fidan gönderir. Ayhan bozkır tarafından belirlenen yerlere fidanlar dikildi bütün köylü dikmen için seferber olmak zorunda kaldılar.
    Pancar üretiminden sonra hayvan yetiştiriciliği gündeme geldi.devletin desteğiyle doğu anadolu(kars, ardahan )'dan inek getirildi gelişen ticaretle kooperatif açılır. Bütün bunlar olunca köy yapıları oluşmaya başlandı. Ogretmenin yardıma na bir öğretmen daha atandı adı süleyman ışık idi. 25 yaşlarındaydı keltepeyi öğretmeninin tavsiyesi üzerine seçer. Süleyman ışık', gelmesiyle öğretmenin yükleri azalır. Eskişehir şeker fabrikası tarafından mustafa ağa gönderilir mustafa ağa işinin ehli, işini seven birisiydi köylülere çok yardımı dokunuyordu...
    Bu kadar gelişme olurda ABD ve batılılar bizi rahat birakirmi. Köye bir kaç yabancı geldi. Yabancılar "yatılı bölge okulları"kurmak için köyde yer arıyorlardı , öğretmenle konuşurlar ogretmeninde fikrini almak isterler, öğretmen;"
    Çocukların köklerinden kopmadan eğitim yapılması gerekiyor"
    Dedi. Ogretmene turkiye yi gezmeler için rehber olarak gelmesini ister. En uygun yer olarak keltepeye yakın karanlık dereye yapmayı uygun bulurlar.
    Süleyman ışık'ın eşi yeni öğretmen olarak köye atandi.genç-kız ,anne adayı ve annelere verdiği kurslarda geliştirir. Bayanlara kıyafet bicip dikmeyi ve okuma yazmayı öğretir.
    Keltepeliler ve devletin imkanlarıyla köy kurulmuştu yeni evler,yeni cami, yeni okul, kooperatifler kurulmuştu. Köy açılış için hazırdı uygun bir gün seçmek istiyorlardi ilk zaferin kazanıldığı gün olarak yani 14 eylül sakarya zaferi günü olarak kararlaştırıldı.
    Artık halk bilinclenmis topraklar uyanmisti çok urun elde edilmişti.
    Köyün açılış günü vali, kaymakam, egitim müdürü yan köylerden heyetler gelmişti açılışta artık keltepeyi örnek bir Köy olarak gösterebilirdi , adı keltepe değil keklikpinar olacaktı....
    İlk gün buralarda yapamam diyen öğretmen burayı çok sevmis ve yaptıklarından çok huzur duymustu, köylere Ogretmene bir ev yapmışlardı artık orda yaşamaya devam etti...
  • Babam gülümseyerek başımı okşamıştı. “Mia, ah, benim güzel kızım. Ben hiçbir şeyden vazgeçmiyorum. Ya o ya da diğeri gibi bir durum değil ki. Öğretmenlik ya da müzik. Kot ya da takım elbise. Müzik her zaman benim yaşamımın bir parçası olarak kalacak.”
  • Öğretmen, bilim insanı olmanın yanı sıra aynı zamanda bir filozoftur. Felsefe ; soru sormak, sorgulamak, kapsamlı bir şekilde irdelemek, bütünü görmeye çalışmaktır. Felsefe ile iştigal eden bir kimse, düşünmeyi, ayrımlar yapmayı önemser ve böylece bilineni bilinmeyenden, var olanı olmayandan, doğruyu yanlıştan, değerliydi değersizden ayırmaya çalışmaktır. Soru sorulmayan, sorgulamanın ve irdelemenin belli bir bütünlük içinde yapılmadığı bir ders düşünebilir misiniz? İyi bir ders, bir etkinlikler bütünüdür. Bu yüzden de öğretmenlik filozofluktur diyorum.
  • Özür diliyorum ama sizlerle açık konuşmak istiyorum: Her meslekte olduğu gibi, öğretmenler arasında da mesleğine layık olmayan çok kişi var.
    Bunlar öğretmenlik etmeyi aşağılık bir iş kabul eden gündelikçilerdir. Böylelerine bir dost nasihati veriyorum: Öğretmenliği bırakıp kendilerine başka bir iş arasınlar. Tüccar olsunlar, başka işler bulsunlar ama canlı bir ruha ve bilgiye sahip fedakâr insanların bulunması gereken yerleri işgal etmesinler.