Bu durumu Nasreddin Hoca çok güzel anlatmıştır. Kendisi kadıyken bir gün birisi gelir ve "Filanca bana şöyle yaptı, böyle yaptı, ondan davacıyım" der. Hoca adamı dinler ve ona "Sen haklısın" der. Bunun üzerine davalı itiraz eder ve olayı bir kez kendi açısından anlatır. Onu dinleyen Hoca, ona da "Sen haklısın" der. Bunu duyan karısı "Yahu Hoca bu nasıl karar, hem davacı, hem davalı haklı olur mu" deyince Hoca ona döner ve "Vallahi hanım sen de haklısın" der. Bu fıkra, ehl-i tevhidin olaylara bakış açısını göstermesi bakımından çok güzel bir örnektir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tevhidin ahadiyet ve vahidiyet konularında çok şaşıran olmuştur. Bu noktada, görünene "Allah'tır" desen olmaz, "Allah değildir" desen yine olmaz. Çünkü ne aynıdır, ne de gayrı... İşte burayı anlatabilmek için "Özde aynı, gözde ayrıdır" diyorum.
...kitap okuyarak tevhide ulaşılabileceğini zannedenler çok yanılırlar. Çünkü tevhide ancak içinde yaşanarak varılabilir ki bunun yolu da el tutmaktan geçer.
İlk iki ciltten çok daha akıcıydı. İlk ciltler binanın temelini atarken bu ciltte artık bina gözükmeye başladı. Serinin tamamını sırasıyla okumakta fayda var.