Dizisini birkaç sene önce internet üzerinden izlemiştim ve halen de baştan sona izlediğim tek dizi olma özelliğini koruyor. Dizideki karakterlerin sıcakkanlılığı, muhabbetlerindeki samimiyet insanı Amirime ve yanındakilere oldukça ısındırıyor. Tabi ki Ankara insanının, iklimin de etkisiyle kaba sert bir üslubunun olması, diziyi izleyen herkese sempatik ve doğal gelmeyebilir ama Ankara'da akrabaları olan ve dönem dönem Ankara'da yaşamış biri olarak dizi, bana günlük hayatta karşılaştığım benzer diyalog ve olayları hatırlattığı için kalbimde ayrı bir yer etti.
Bir izleyicinin ekranda seyrettiğini sevmesi, izlediğinde kendisinden birşeyler bulmasıyla orantılıdır. Mekanlar, karakterler, yaşananlar kendisine ne kadar yakın gelirse o yapıma daha bir ilgiyle bağlanır ve dizideki karakterler, kendisi/tanıdığı çevresi; mekanlar, kendi evi gibi olur. Behzat Ç.'deki durum da benim için öyle oldu. Örneğin diziyi izledikten sonra tekli koltukları çoklu koltuklara tercih etmeye başladım. Oyuncuların üstün performansı ve önemli rollerdeki oyuncuların çoğunun gerçekten Ankaralı olmaları, dizinin samimiyetini izleyene geçiriyor. İç Anadolu'da yaşayan insanların nabzını çok iyi tutuyor ve insanların, dizinin üzerinden yıllar geçse de gösterdiği sevgiyi ve çektiği özlemi de hak ediyor. Diziyi acaba yaşadığım sokakları görecek miyim heyecanı, a ben burada yürümüştüm, şu kafede çay içmiştim diyebilme ihtimaliyle severek ve ilgiyle izledim.
İstanbul egemen dizi-film sektöründe olayların farklı bir şehirde geçmesi de benim için güzel bir durum. Tv'de ne zaman bir dizi ya da filme denk gelsem çoğunun İstanbul merkezli olması, bana göre işin kolayına kaçmak, İstanbul'a gereğinden fazla yüklenmek demek ve zaten oldukça karışık, kalabalık şehir daha da yorgun hale geliyor. Birçok güzel şehrimiz