Yunus Emre ÖKSÜZ

Yunus Emre ÖKSÜZ
@oksuzyunusemre
kaybolmuş bir ruhun sızısı bu hissettiğim karanlıktayım, gecenin üç çeyreği gibi aitsizim parelenmiş umutlarım, çok acınası ve hala sensizim göğsündeki acının manevisi yanmış bir ağacın çıplaklığıyla karşındayım, dikilmişim tek bir ışık hüzmesi dahi yok pencerenin ardında o kadar yoksunumki nurundan karanlıkta silüetini yaratmak ne de kolay bir vücuda sığmayan bu hislerim, parçalanarak yüz tutmuş yayılmaya ama hala herkesleşmiş gibiyim, nefret duyduğum bu hissiyatla çokça uğraştım sesimi duyurmak için kanlar içinde kaldı ağzım, dilim, tanıklık ettiğin her zerre içim anlayabilmendi beni tek tesellim ki büyüktü ümidim olmadı, ince ince sessizleştim, içerime doğru biriktim en yalnız safhasındayken bu zifiri gecenin bir "Ben" oldum "Sen"den mütevellit şairimsin, şiirinim... Yunus Emre Öksüz
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Deli gibi sevmek
ben 3 yıl önce karımı kaybettim, trafik kazasında, tekrar evlenmek hiç içimden gelmedi. deli gibi sevenin sevildiği olmak o kadar zor bir şey ki başka bir kadına aynı çileyi çektiremezdim. burası bambaşka bir dünya, bazen ayak uydurmakta zorlanıyorum. "herkes zorlanır be koca adam" sesleri monotonlaşan zamanın ta kendisi. ama önemli olan görevini, kayıtsız, şartsız yerine getirmek deli gibi sevmek... Yunus Emre Öksüz
gökyüzünün koyu mavi tonu sessizliğin sükutunu bozduğu an sana hasret bir çift göz ağlamaktan bitap, yare hüzün sesinin ince tınısını hissettiğim ellerinin narinliği, vücudumda hislerin yar dokunduğun her yerim aşikardır sana hasret dilinin her kıvrımından çıkan her söz gönlümün derinlerinde ikametgah kah seni kah sesini özlerim acımın kabristan olduğu an, dar artık gözlerine herkes bakıcak artık güzelliğin her dilde konuşulacak herkes için bir sen olacaksın benden geçtiğin o ince vakitte pencelerini başkalarına açacaksın ve şimdi durmak isteyen bir hayat yaşamaktan canı yanmış bir kalp ağrısı, sızısı, sonu gelmeyen kabuslar sen diye haykıran dudaklarım artık sana da bana da küs umut, umut ve artık umut ta yok... Yunus Emre Öksüz
sen ve ben, yerler ıslak, kardan beyaz yer yer çamur ama çoğunlukla yürünebilir birkaç dükkanın turuncu, kırmızımsı sıcaklığı faytondan hallice arabalar bir durak karşımızda mavi, yeşil, kırmızı bir renk cümbüşünde bir kız çocuğu, yanında belki annesi her yerde ağaç ama yeşilini kaybetmiş soğuk, kar lapaları tepesinde bir ağaç karşısında büyük bir otel fazlaca odalı üç yuvarlaktan sarımsı üç lamba bir tezgah, bir satıcı sıcak ve dumanı tüten irili kestane gibi bir ya da iki müşteri yanında üç beyaz atlı bir fayton ters istikamette yaklaşınca çok daha büyükmüş odaları otelin sen ve ben yine koca bir meydanın göbeğinde buluşmuş kırmızı, parlak bir ruj dudağında kolun koluma dolanmış, yerler ıslak bir fötr şapka siyah benimki, kahverengi sende sarı bir kaban giymiş, elinde eldiven eteğin uzun, yerler ıslak solunda ışığı sönük bir lamba daha tam arkamızda koca beyaz bir inşaa tepesinde elleri göğde heykeller
Sevgi, hasretle bağdaştırılmış bir kar tanesi olsaydı, Öyle yalın, öyle güzel Ve o yeryüzüne kavuşma hevesi, Her şeye rağmen, her engele... Buluşacak olmanın güzelliği sevdiğinle, Eriyip, yok olmayı göze almışsan bir de, O kavuşmanın kısacık bir anına bile değmez mi? Değer ki, her kar tanesi inatla, Sevdiğine kavuşmak için, o onca yolu tepecek Kimi daha ilk anda, kimi biraz daha ötede, Biliyorlar yok olacaklar. Kimi ise sevdiğine kavuşmanın o eşsiz anını yaşayacak. Aslında bir kar tanesi için uzun, Ama güneş için çok kısa bir an olacak. Ama kim bilebilir ki, ne bilebilirsin ki... Belkide, belkide kar tutacak. Yunus Emre Öksüz