• Okur puanı nedir? Biri açıklayabilir mi?
  • Okur puanı ne oluyor?Neye göre belirleniyor?Bilen varsa yanıtlayabilir mi..
  • Arkadaşlar “okur puanı” nedir acep?🤔
  • M!erhabalar! Henüz çiçeği burnunda bir üyeyim. Belirtmeliyim ki şimdiye kadar heyecanla ve büyük bir keyifle daldığım en nadide sanal dünya platformu 1000kitap'tır, diyebiliyorum kolaylıkla. Ne mutlu! Ne mutlu ki kitapların dünyası bu! Ama birkaç can sıkıcı meseleden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Yazık ki; bazı arkadaşlar puanlama ve sıralama hırsına kapılmış, diğer sosyal mecralarda sıklıkla görmeye alışkın olduğumuz üzere takipçi, okur puanı ve sıralamalarda ilk sıraları almak adına günde 20-30 kitabı fütursuzca okunmuş kitaplar listesine dahil edebiliyor. Elbette ki bundan ötürü artık okur sıralamasını pek dikkate almıyorum. Haliyle dikkate alınmayacak kadar değersiz bir hadiseden ve tarafımca bir başına bırakılmış söz konusu okurlardan daha vahim işler icra eden bazı başka okurlara da rastlamak daha bir kaygı verici. Kendileri bir kitap okuyorlar, ne hoş, fakat, dikkat ediyorum, birkaç sayfa boyunca tüm paragrafları gelişigüzel ve ardı ardına alıntılıyorlar. Böyle bir vahşet nasıl gözardı edilebilir? Koca bir başyapıtta bile okuyucunun dikkatini çeken ve etkileyen alıntı sayısı 10'u geçmez diye tahmin ediyorum. Fakat bu şahıslar ellerine geçirdikleri kitaplardan, öyle sanıyorum ki, okudukları her cümleyi, cümle öbeğini veya paragrafı aynen buraya aktarmakla meşgul oluyor. Hatta o kitapları ellerine aldıkları da meçhul... Takdir edersiniz ki şimdi internet diye (kişinin amacına göre değişiklik gösterir) bir kolay-yoldan-halletme-aracı var ellerimizde. Ve elbette onunla birlikte birçok güvenilirlikten uzak bilgi; doğrular ve yanlışlarla dolu bir sanal evren. Uzun lafın kısası; artık daha dolu dolu ve daha gerçekçi paylaşımlara yönelmeli ve böyle muazzam bir platformda, diğer sosyal mecraların sunduğu yalancı hayatlardan uzakta, kendi kitap dünyamızda artık bu tür hastalıklı davranışlarımıza bir çekidüzen vermeli ve burayı yalnızca "boş vakitler"de girilen ve birkaç cümle savurup kendi ayarında takipçi beklentisi içerisinde bulunulan bir ortam olarak görmekten derhal vazgeçmeliyiz. Eleştirim biraz ağır gelmiş olabilir fakat durumun ağırlığına ve yaratacağı ciddi sorunlara kıyasla, kanımca, hafif bile kalmış olabilir. Neyse umarım ilgili kişiler adına olumlu bir değişim gözlemleme şansım olur. Burada değerli alıntılar ve incelemelerle beni kitapların dünyasına daha bir aşkla şevkle dalmaya sevk eden tüm arkadaşlara ve kendine kitap okumayı bir tür vazgeçilmez yaşam koşulu kılmış tüm değerli insanlara kucak dolusu sevgilerimle! ♻️🤠♻️
  • Okur puanı nedir bilen varsa söyleyebilir mi?
    Teşekkür ederim.
  • okur puanı nedir nasıl yapılır bana bi öğretin
  • ❤️58 ❤️ Okur Puanı 🇹🇷
  • Okur puanı kütüpahneci puanı vs. ne oluyor bilen açıklayabilir mi?
  • Hani bu bilmem kaç okur puanı bilmem kaç gösterim yazıyor ya onlar ne demek biri bana açıklayabilir mi acaba😮 Yani o okur puanları nasıl oluşuyor?
  • Bu okur puanı nedir? Ne işe yarar? Bilen yardımcı olsun lütfen.
  • Okur puanınız, 1000Kitap üzerinde yaptığınız bütün paylaşımlardan ve bu paylaşımların beğenilme ile yorum sayısından üzerinden belirli oranlarla çarpılarak oluşturulur.
    🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
    Okuduğun kitapların okur puanınızı artırabilmesi için okuduğunuz kitabın %10'u adar inceleme eklemeniz gerekmektedir. Örneğin 100 kitap okuduysanız, en az 10 inceleme eklemelisiniz.
  • Selamın aleyküm hayırlı sabahlar arkadaşlar yeniyim buralarda bir sorum olucaktı bu okur puanı varya onu kim veriyor ve nasıl veriliyor açıklayabilirmisiniz :)
  • Kitabın arkasında yer alan yorumların kitabı okumamış kitap eleştirmenlerinin olduğunu söyleyerek işe başlıyorum. Bu kitap Grinin Elli Tonu'yla alakası yok. Kıyaslanan iki serinin birbirinden farklı kulvarlarda olduğunu kitabı okuyan her okuyucu anlamalıydı. *göz deviren emoji*

    Aslında bu seri öncelik sıralamamda değildi. Ama çok sevdiğim ve kitap yorumlarına çok güvendiğim yakın arkadaşım bu seriyi okudu ve bana zorla okutmaya karar verdi. Listemdeki kitapları daha öne almamı sağladı. "Sen çok beğeneceksin eminim çünkü tam senin aradığın kitap." dedi. Ve son vuruşunu da "Esin kitapta Dante'nin İlahi Komedya'sı geçiyor. Yazar Dante'den esinlenmiş." diyerek yaptı. O an kitaba nasıl hevesle başladığımı tahmin edemezsiniz.

    Kitabın her alıntısını çizmek istedim ama kitabı çizmeye de kıyamadım. O kadar güzeldi ki. Sadece bulduğum bir yastığa sarılıp ağlamak istiyorum. Öyle de bayıldım.

    Hah! Griymiş. Külahıma anlatsınlar.

    Grinin tonunda hiçbir edebiyat yok. Bunu kitabı birkaç kere sırf bu yorumu yaptığımda vicdan azabı duymamak adına okuyan bir okur olarak söylüyorum. Vicdanım çok rahat griyi eleştirmeye müsaitim.

    Gabriel'in Cehennemi tabi Grinin Elli Tonu'na kıyasla sıkıcı gelecektir. Çünkü gride her sayfa hopp yatak hopp kırmızı oda. Ama Gabriel öyle mi? Serinin bu birinci kitabında bile karakterlerin aşk yapma (bu söz öbeğine vurgunum) bölümü taaaaaaaaaaa en sonda. Artık neden ayrı kulvarda olduklarını düşündüğüm anlaşılmıştır umarım.

    Edebi yönden insanı çok güzel tatmin eden bir kitaptı. Dediğim gibi her göndermenin altını çizme isteğiyle doldum.

    Çeviri beni hayal kırıklığına uğratsa da kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Karakterlerin bazen imana gelip "Allah'a ısmarladık." demelerini bir noktada hoş karşılayabilirim. "ditmek", "bereket versin" gibi anlamsız bulduğum çeviriler de vardı ama onları da görmezden geldim.

    En çok vurulduğum kısım da Gabriel'in, Julia'yla seks yapmasını "Aşk yapma" olarak anlatmasıydı. Adam sekse düz anlamda yaklaşmak istemediğini birkaç kere belirtti. Zaten kız da aşırı sönük ve utangaç hani şu normal kitaplarda olan kızlardan. O yüzden kızın başına resmen talih kuşu kondu.

    Hem Gabriel, hem de Julia geçmişlerinde çok derin iz bırakacak olaylar yaşamışlar. Ve görünüşe göre yaşamaya devam da edecekler. Onları da düşününce karakterlere hiçbir şekilde kızamıyorum. Julia'yı çok pasif ve rahatsız edici derecede itici utangaç olarak gören ben, olayları düşününce kızı kara listemden çıkarma kararı aldım.

    Kitaba bir puanı nereden kırdığıma gelelim...

    Julia aslında hala kara listemde olması gereken bir karakter. Çünkü arkadaşının ilişkisine "Tanrı korusun ilişkisi Tess'in Gözyaşları gibi olmasın." gibi bir cümle kurdu. Orada nasıl kan beynime sıçradı nasıl asabım bozuldu anlatamam. Çünkü Q benim hassas noktam ve kesinlikle ona olan eleştirilere tahammül edemiyorum. Julia da öyle salak bir cümle kurunca kızı sildim attım. Gabriel için kıza tahammül ettim de diyebiliriz. Q'ya kurban olsun o saf kız. Ki Gabriel de Q'nun tırnağı olamaz. Halt etmiş Julia. Bak yine sinirim bozuldu. Neyse.

    Edebi yönü olan bir aşk kitabı okumak isterseniz tavsiyemdir. BDSM içermediğini de belirtip gidiyorum.
  • Bu okur puanı nedir acaba ya ? Nasıl veriliyor beni bi aydınlatın canınızı yiyim.
  • Aslında bu kitaba ilk aldığım günden itibaren birkaç kere okumaya başladım. Geçen gün de kitaplığımda gözüme çarpınca "Seni yeneceğim kitap." diye başladım okumaya. Başladım ama bu kadar zorlanacağımı bilsem başlar mıyım emin değilim. Önceki denemelerimde de maksimum yirminci sayfaya kadar okumayı başarmıştım. Her seferinde baştan okumama rağmen hala kitabın en başını tam anlayamadım mesela.

    Yazarımızı Karanlık Zihinler serisi sayesinde tanımıştım. O serinin ilk kitabını ışık hızıyla bitirip ikincisini altı ay elimde süründürmüştüm. Üçüncüye hala başlamadım. Üzerinden bir sene bile geçmiş olabilir. Geçen gün o da elime geldi ama Yolcu vakasından sonra onu okur muyum bilmiyorum.

    Kitabın konusu bence çok güzel. Zamanda yolculuk en sevdiğim kitaplardan biridir. Mesela Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer serisini Yolcu'yu okurken fazla andım. Olayları güzel açıklamıştı. Ama Yolcu aynı şeyi yapamadı.

    Kitap fazlasıyla uzundu. Çok fazla betimleme içeriyordu, ki betimleme seven bana bile bu durum fazla geldi. Betimleme yapmaktan olayı açıklamayı başaramamış.

    Karakterler güzeldi. Sanırım sadece karakterlerin güzelliği için kitaba 5 puan verdim. Anlatım kısmından da 5 puanı kırdım. Kitabı yorumlamak için bir gün boyunca düşündüm. Haksızlık etmemek istiyordum. Ama şu anda bile kitapta zamanda yolculuk kısmının nasıl olduğunu açıklayamıyorum. Kitapta bazı yerlerde hızlı atlamalar oldu. Oralarda benim kafam iyice karıştı. Yanlışlıkla birkaç defa bir sayfayı yeniden okudum. Ve o sayfayı daha önce okuduğumu anca gözüme çarpan bazı cümleler sayesinde anladım.

    Bu yazarın bir diğer özelliği de sırf bir sonraki kitap alınsın diye sonunu heyecanlı bitirmesi. Son sayfalarda olaylar öyle bir hal alıyor ve öyle bir şekilde bitiyor ki insan mecburen ikinci kitabı almak zorunda kalıyor.

    İlk 150 sayfa tam bir çileydi. Ortada hafiften açıldı gibi hissettim ama sonra yine tıkandı. Dün artık bıktığım için 240 sayfayı zorla okudum tüm gün kitabın başından kalkmadım. Çünkü gerçekten kitapları yarım bırakmayı sevmiyorum.

    Kitabın konusu gerçekten benim kafamı karıştırdı. Dediğim gibi şimdi bana "olaylar neydi spoiler vererek anlat" derseniz öyle saf saf yüzünüze bakarım. Çünkü spoiler bile yok öyle aklımda kalan. Sadece sonu güzeldi o kadar. Sonuna kadar ikinci kitabı merak etmedim. Okuyunca da ikinci kitabı almayı istemedim. Pdf bulursam belki şans veririm.

    Yazar zamanda yolculuk kısmını karakterlerin ağzından anlatmaya çalışmış. Kızımız zamanda yolculuk hakkında hiçbir şey bilmediği için karakterler ona bunu anlatıyor. Kızın aklı insanlar bunu anlattıkça daha da karışıyor. Ona hak vermemek elde değil. Mesela Sophia diye bir karakter var o olayları öyle bir anlattı ki rahat beş defa okumak zorunda kaldım "ne diyor bu?" diye. Bence hiçbir karakter durumu tam olarak açıklayamadı. Yazar bu kısımda çok eksik kaldı. 500 sayfanın yarısını atıp olayları doğru düzgün açıklasa her şey güzel olacaktı. Ama işte yazarımız her kitabında böyle yapıyor maalesef.

    Sabrınız ve zamanda yolculuk olaylarına ilginiz varsa okuyun derim. Ben anlamadım ama umarım siz anlarsınız ve benden daha iyi puan verirsiniz. Benim için tamamen hayalkırıklığı oldu.