“Herkes bir ize, bir resme , başkasının bir haline aldandı. Asıl tehlike zaten kötü olan ve bilinebilir kötüler değildir ki, kanmak asıl, iyiye ve başka zannedilene kanmadır” Şule Gürbüz
Çağımız, günah çağı ve böyle bir çağda insanların hayatın acılarından kaçıp kurtulabilmeleri ve inananlara vaat edilen sonsuz esenliğe kavuşabilmeleri, ancak Tanrı'ya inançla mümkündür...
Benden çok daha adil, çok daha mutlu bir gücün var olduğu fikri benim de içimi öyle ölçüsüzce dolduruyor ve kim olursam olayım, her ne yapmış olursam olayım beni öyle sınırsız bir duygusallıkla minnet duyguları içinde bırakıyor ki!.Insanın, kendi mutluluğundan çok, bir yerlerde herkes için, her şey için eksiksiz, sakin bir mutluluğun var olduğunu bilmesi gerekli... İnsanoğlunun varoluşunun temel yasası, onun, mutlak yücelik önünde eğilmeyi bilmesinden başka bir şey değildir. İnsanları bu mutlak yücelikten yoksun bırakın, yaşamak istemeyecek, umutsuzluk içinde öleceklerdir.
Kendinizle uzlaşma, kendinizi bağışlama noktasına eremeseniz bile, O sizi niyetinizden ve çektiğiniz büyük acılardan dolayı bağışlayacaktır. Çünkü, Onun neyi, neden, nasıl yaptığını dile getirebilecek kelimeler, düşünceler yoktur insan dilinde;
O bizim için hâlâ bir sır ve Onun sırrından sual olunmaz.
Sonsuzu kavramak mümkün mü? Kim her şeyi anlayabilir?