Her şey Yıldız Sarayından alınarak tahttan indirilip ailesiyle beraber sürgüne gönderilen 2.Abdülhamidin Alatini Köşkündeki sürgün günleriyle başlar. Padişah tahta geçen kardeşinin kendisini ve ailesini öldürmek için buraya gönderdiğini gözden ırak yerde infaz edeceği kuruntusuna kapılır ve buna göre geçirmeye başlar günlerini. Ama zaman geçtikçe bu kuruntusu az da olsa azalır sonuç olarak kardeşinin böyle bir şey yapmayacağını düşünerek kendini rahatlatır. Tahta geçen kardeşi Mehmet Reşad hakkında çeşitli kaygılar taşımaktadır. Kardeşinin kendisi kadar devlet işlerinde yetkin olmadığını ve zaten sallantıda olan imparatorluğu yıkacağını düşünür. İçinde bulunduğu durumu kabullenmeye mecburdur kendisini oyalayacak şeylerle meşgul olmaya çalışır. Ailesinin bu durumun dışında tutulması gerektiğini onların sürgünden gönderilmesini ister ve bu isteği kabul edilir. Ancak onu çok seven, onsuz yapamayacağına inanan eşlerinden birisi olan ve ona en sadık kişi Müşfika Hanım onu yalnız bırakmaz. Zor zamanlarında yanında olduğu padişahı şimdi bırakma niyetinde değildir. Padişahın ve ailesinin doktorluğunu yapan onların sağlığından sorumlu olan Atıf Hüseyin Bey ona başlarda çok ön yargılıdır. Ön yargılarından birisi olan zalim olduğunu düşünmesidir ki bunu düşündüren olaylardan birisi de Mithat Paşa olayıdır. Abdulhamid, Mithat Paşayı idam kararı çıkarttırır ancak onu bağışlayarak sürgüne gönderir. Ardından Mithat Paşa sürgüne gönderildiği taif kalesinde 3 yıl sürgün hayatı yaşadıktan sonra muhafızlar tarafından öldürülür. Bunu Abdülhamidin yaptırttığı düşünülür çünkü padişahın haberi olmadan kuş bile uçamaz. Kendisini savunmak için de şu savunmayı yapar ben öldürmek isteseydim idamın kararını değiştirmezdim der. Ancak böyle bir şeyi herkesin ortasında yapmak istemez zira Avrupa'nın