Arkadaşlarr… bu neydi, biz ne yaşadık, ne acı çektik, ne oldu!
Bi 300 sayfa net ağlamışımdır. Gözyaşım kalmadı çünkü. Onun dışında çok umutlu ve mutluydum. Bazen sinir olduğum anlar da vardı ama genele baktığımda tatmin olmuş ve keyif almış hissediyorum.
Shannon ve Joey’in kardeşliği, o duyguyu yansıtma şekilleri, bağlılıkları bu kitapta beni en çok etkileyen yerlerdendi. Çok üzüldüm ve duygulandım açıkçası. Shannon’un tüm kardeşleri için üzüldüm. Yani bilmiyorum, kalbime çok dokundu.
Diğer en çok etkilendiğim nokta, Johnny’nin gerçek bir “a man” olması… İlk kitapta da böyleydi benim için ama bu kitapta Shannon için her şeyi göze alma cesareti ve onu asla bırakmayacağını hissettirmesinden inanılmaz hoşlandım
Dram kısmının işlenişi çok güzeldi. Fakat kitabın genelinde bir ciddiyetsizlik de vardı. Ve bu ciddiyetsizlik, genellikle yan karakterlerin her şeyi cinselliğe yönlendiren bir konuşma yapmasıyla gerçekleşiyordu. Bu yönünü sevmedim. Yaş aralıkları dolayısıyla aslında gayet eğlenceli ve normal bir aşırılık olsa da bazen çok abartı ve iğreti hissettirdiği anlar oldu benim için. Bir noktada o espriler ve yan karakterlerin sadece cinsellik konuşması, kitabın o dram ve gerçekçi havasını aşağıya çekti bence.
Shannon’u bu kitapta daha fazla sevdim. Johnny ve hatta diğer karakterler her ne kadar iyi işlense de Shannon’un karakterinin o kadar iyi işlenebildiğini düşünmüyorum ama. Yani biz hep Shannon’un korkmasını ya da boğulma hissini okuduk. Ama Shannon nasıl biri ve onun karakteri ne göremedik bence, onu hissedebiliyorum ama karakteri yansıtılmadı gibi geliyor. Belki bir şeyler hakkında düşüncelerini yeterince okuyamadığımız içindir
Joey’in kitabını çok merak ediyorum ve daha üzücü olacağı söyleniyor. Kalbim kaldıracak mı bilmiyorum ama onu daha yakından okumak için