Bu kitabın bende daha okumadan bi hikayesi oldu . Bir rehber hocaya bazı şeylerden tat almadığım için İlahiyata geldiğimi sonrasında da yine tat alamadığımdan yakınıyordum ki bana AMAK-I HAYAL kitabını önerdi ne tesadüfki bi arkadaşımda beni okuma gruplarından haberdar etmiş bende fikri okumalara dahil olmuştum. Akşamındaysa böyle bi karşılaşmamız oldu. Bir teccelli oluştu aramızda ararken buldum onu tıpkı Raci ve Aynalı Baba gibi .
İnsan bir şeyler arıyor bu hayatta öyle ya Düşünen hayvanlar değilmiyiz! Bu derin kâinatta bir tat ,bir hakikat ,bağlanacak bir dal baş koyacak bir yol. İşte Racinin de derdi tam bu noktada başladı illet malul penceresinden baktığı bu dünyada hikmet aynasını görememek onun hastalığı oldu lezzeti başka yerlerde buldu belki bunun için tapınağı başka lezzetler oldu . Ama öyle yaaa.. Bulanlar ancak arayanlardır bir tecelli vesilesi aynalı babayla kavuştu sonra o neyini üfledi Racinin yüreğinda bir kabuk kırıldı. Ben var mıyım ? Ruh nedir? Varlıkla yokluk birbirine eşmi? Başladı bu soruların kaynağına inmeye ben durumu şöyle bir alıntıyla özetleyeyim
.
Ancak sizi nur iken karanlıkla yoğurdu ruh iken beden ile birleştirdi ta ki, sevmediğin karanlığı sevdiğin nur ile yok edesiniz.
.
Kitabın bu mısraları bana şunu özetledi
İnsan sıfır değildir. İnsan nötr değildir!
Evet onda iki güç vardır şek ve şüpheden oluşan ışığın olmadığı, Aynel yakinliğin bulunmadığı karanlık
Ve bu karanlığı yenecek nuraniyet, sana bunu bağışlayacak olan akıl «İmam-ı Rabbani» inanır ki, Allah'ı bulmaya doğru her
atılışında gizli bir put diken aklın türettiği putlar ormanını, yine akıl baltasiyle devirmiş, böylece
yine aklın atabileceği en uzun adımı atmış ve baltasının parlak yüzüne, dünyanın en güzel sözü olan
«Allah ötelerin ötesi; ötelerin ötesinden de ötesi,