Soğuk bir rüzgar, sokakları dolaşırken, çırpınmaktan yaprakları sararmış olan ağacı sallayarak kendine gelmesi için çabalıyordu sanki. Dışarıda hakim olan gri ışık, camlardan süzülerek odanın içinde bir melankoli yaratıyordu. O, kırık dökük duvarların arasında, yaşamın anlamsızlığına dair bir iç çekişle, eski anılarına gömülmüş bir halde bulmuştu kendini. Doğruldu ve gözleri, pencerenin dışındaki kasvetli manzaraya sabitlenmişken, kalbindeki boşluk giderek daha da derinleşiyordu. O sırada kafasının içinde birilerinin konuşmasına kulak misafiri oldu ve yankılı bir sesle şöyle diyorlardı:
Bitti.
O anki sessizlik, odanın içinde ağırlaşarak yayılırken, iç dünyasında bir fırtına kopuyordu. "Bitti" kelimesi, geçmişin izlerini tazeleyerek, yaşamının yeni bir sayfasına geçiş yapmanın zorluğunu anlamasına neden olmuştu. Pencereden süzülen soğuk rüzgar da bu anlamlandırmaya adeta destek olarak ona yeniden başlama cesareti veriyordu. Sanki her şey olması gerektiği gibi oluyor gibiydi. Belki de gerçekten öyledir, ama o da farkındaydı bunu zamanla öğreneceğinin. Derin bir nefes aldı.
Karşıya doğru kararlı bir adım attı ve pencerenin yanındaki eski piyanoya doğru ilerledi. Sondan sonraki başlangıç için atılan ilk adım.. Parmakları, tuşlara hafifçe dokunarak unutulmuş notaları hatırlamaya çalıştı. Melodinin içinde kaybolurken, geçmişin yükünden kurtulmanın hafifliğini hissetti. Bu hissi daha önceden hiç yaşamamasına rağmen sanki her gün yaşıyormuş da artık alışkanlık haline gelmiş; o denli tanıdık, o denli iyi anlaşıyordu onunla. Belki de bir yaşam sona ermişti, ama bu aynı zamanda yeni bir başlangıcın da habercisiydi. O, piyanonun başında, içinde yankılanan melodiyle geleceğe doğru adım atmanın heyecanını hissetti.
O eski piyano, parmakları altında canlanan müzikle odanın içinde